Kadınlar Ülkesi , sadece kadınların yaşadığı bir toplum hayal ediyor. Erkek yok, kavga yok, her şey düzenli ve huzurlu. Kadınlar burada hem yönetiyor, hem çalışıyor, hem de birlikte çok uyumlu bir şekilde yaşıyor. Kitap da “böyle bir yer gerçekten mümkün mü?” diye düşündürüyor.
Yazar Charlotte Perkins Gilman , 1900’lerin başında yaşamış, cesur fikirleri olan bir kadın. O zaman için oldukça ilerici şeyler yazmış. Bu romanda da toplumsal cinsiyet, eşitlik ve alternatif yaşam tarzları üzerine düşündürüyor.
Açıkcası okurken biraz sıkıldım. Olaylar çok yavaş ilerliyordu. Bu da sıkılmama sebep oldu. Ama yazarın aktarmak istediği gayet güzel. Okurken "Erkeksiz bir toplum olsa gerçekten nasıl olurdu?" Sorusunu soruyordum kendime. Okumaya değer bir roman.
Zülfü Livaneli den okuduğum ilk kitap ve aynı zamanda ilk inceleme yazma denemem. Son Ada, ütopyanın nasıl distopyaya dönüştüğünü anlatıyor. Kitap, yalın ve akıcı bir dille yazılmış, okurken hiç sıkılmadım.
İlk başta ütopik bir roman gibi görünse de olayların gidişatı bunun bir distopya olduğunu gösteriyor. Ada halkı, dostça ve eşit bir düzen içinde yaşarken, Başkan’ın gelişiyle her şey değişiyor. Halkı nasıl kutuplaştırdığını, demokrasiyi kullanarak baskıcı bir yönetim kurduğunu görüyoruz. Kimse değişimlere karşı koyamıyor ve Cennet Ada, zamanla Cehennem Adaya dönüşüyor.
Martılara açılan savaşta, martıların nasıl karşılık verdiği anlatılır. Belki de bu martılar, halkın olmak istediği ve yapmak istedikleridir; yani ada halkının iç dünyasını yansıtıyordur. (Yazar bunu böyle ifade etmiyor ama okuduğumda böyle bir benzetme yaptım.)
Roman, bana Hayvan Çiftliği ’ni de anımsattı; Başkan, Orwell’in domuzlarını, ada halkı ise çiftlik hayvanlarını andırıyor.