Oldukça güzel bir kitaptı. Bir kere kitabı ilginç kılan şey yazarın Auschwitz toplama kampında uzun bir süre yaşamış ve oradan sağ çıkmış olması. Bunu kitaba da aktarmış ve çok iyi şekilde yapmış. Toplama kampıyla karşılaştırmak yersiz olacak belki ama okurken askerlik anılarım geldi aklıma. Bu düzeyde olmasa da biraz zorluydu açıkçası. Yazar bu sürecin devamında da toplama kampı deneyimlerini psikoloji terimleriyle ifade etmiş diyebiliriz. Kitabın özeti de insanın yaşamak için bir anlamı olmalıdır diyebiliriz. Bu da tabii kişiden kişiye, günden güne hatta saatten saate değişen bir şey. Ortak bir amaç söz konusu değil yani. Yaşamın amacını bulmak için de 3 yol önerilmiş bizlere: iş, sevgi ve acıyla yüzleşmeyi öğrenmek. Çalışarak, bir şeyler ortaya koymaya çalışarak bir amaç edinebiliriz. Birisine karşı beslediğimiz sevgi bizim yaşama amacımız olabilir. Ve son olarak acıyı korkulacak bir şey değil, üstesinden gelebileceğimiz bir duygu olarak görmeliyiz. "Beni öldürmeyen şey güçlendirir." ilkesini benimsemeliyiz. Ayrıca kitapta 3-4 defa Nietzsche'nin şu sözüne yer verilmiş: "Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir." Kulağa küpe olmalı bence.