Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
266 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
“1688 yılında gerçekleşen İngiliz Devrimi modern parlamentarizmi getirse de, kraliyet hanedanını, 1920'lere dek toprak mirasının en büyük çocuğa kalması kuralını ve günümüze dek soyluların politik ayrıcalıklarını (Lordluk “Kurumu ve Lordlar Kamarası'nın yeniden tanımlanma süreci 2010 yılında hâlâ sürmektedir ki, bunun epey uzun bir süre olduğu inkâr edilemez) muhafaza etti.”
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Sermaye piyasası ne kadar -ekonomistlerin deyişiyle- "tam rekabet" piyasası olursa, bu eşitsizlik de kendini gerçekleştirmek için o denli çok fırsat bulacaktır. Bu amansız mantığa karşı koymak isteyecek kurumlar ve kamu politikaları hayal etmek mümkündür -sermayeden dünya genelinde artan oranlı “bir vergi alınması gibi. Ancak böyle kurumlar ve politikalar üretmek, sağlam bir uluslararası eşgüdümü gerektirecektir. Üretilecek çözümlerin pratikte daha mütevazı boyutlarda ve etkisiz kalması, örneğin çeşitli milliyetçi içe kapanma biçimleriyle kendilerini göstermeleri ne yazık ki muhtemeldir.”
Bana daha makul gelen ve gözlemlenen olgularla bariz biçimde daha çok örtüşen diğer açıklama da, bu yönetici kadroların yüksek ücretler almasının kendi ücretlerini bazen ölçüsüzlüğe varan düzeylerde ve bireysel verimlilikleriyle hiç alakasız bir şekilde ayarlayabilecek konumda olmalarıdır; zaten büyük ölçekli işletmelerde bireysel verimliliğin ölçülmesi çok zordur.
En üst %10'luk kesimin ulusal gelirden aldığı pay, 1910-1920 yıllarında %45-50 seviyesini geçmiştir, bu oran 1950'li yıllarda %35'in altına düşmüştür.(Kuznets'in temel aldığı düşüş budur); sonra tekrar yükselerek 1970'lı yıllarda %35'in altındayken 2000-2010 yılları arasında %45-50'ye çıkmıştır. Bu çok çarpıcı değişimin, geniş ölçüde, çok yüksek emek gelirlerindeki daha önce eşi benzeri görülmemiş patlamaya tekabül ettiğini ve her şeyden önce büyük şirketlerin üst düzey yöneticilerinin gelirlerindeki -diğer işgücünden bariz biçimde kopmuştur- farklılaşmayı yansıttığını göreceğiz. Buna getirilebilecek açıklamalardan biri, bu üst düzey kadroların beceri ve verimliliklerinin, diğer ücretliler kitlesine kıyasla birdenbire artması olabilir. Bana daha makul gelen ve gözlemlenen olgularla bariz biçimde daha çok örtüşen diğer açıklama da, bu yönetici kadroların kendi ücretlerini bazen ölçüsüzlüğe varan düzeylerde ve bireysel verimlilikleriyle hiç alakasız bir şekilde ayarlayabilecek konumda olmalarıdır; zaten büyük ölçekli işletmelerde bireysel verimliliğin ölçülmesi çok zordur. Bu olguyla başta ABD'de ve bir dereceye kadar da İngiltere'de karşılaşıyoruz; bu durum, 20. yüzyıl boyunca bu iki ülkeye özgü sosyal normların ve vergi normlarının tarihiyle açıklanabilir. Bu eğilim günümüzün diğer zengin ülkelerinde (Japonya, Almanya, Fransa ve Kıta Avrupa'sındaki diğer ülkelerde) oldukça sınırlıdır, ancak gidişat bu yöndedir.
“Diğer bir ifadeyle, başlıca yakınsama kuvveti -bilginin yayılması- ancak kısmen doğal ve kendiliğindendir: Büyük ölçüde izlenen eğitim politikalarına, bilgi ve beceriye erişim politikalarına ve bu alanlarda oluşturulmuş kurumlara bağlıdır.”