Zaman geçiyor. İmkansız göründüğü zamam bile. Hatta saatin her tik tak edişi insanın canını acıtsa da. Yavaş yavaş geçiyordu saniyeler. Yalpalayarak ve sessizliklerin içinde sürünerek. Ama zaman bir şekilde geçiyordu. Benim için bile.
- Ama sensiz ne yapardım?
- Ben gelip senin hayatını allak bullak etmeden önce ne yapıyorsan onu.
- Çok kolaymış gibi söylüyorsun.
- Öyle olması gerek. O kadar da enteresan biri değilim.
Varsayalım ki çocukken bir bebek arabasında ya da birinin dizlerinde uslu uslu otururken, bir at arabasının birinin ayağını bilmeden ve istemeden ezdiğini görmüştür. Önce o ayağı, çimenlerin arasında, düzgün ve kusursuz olarak gördüğünü varsayalım; sonra tekerleği ve sonra aynı ayağı morarmış, ezilmiş olarak görmüştür. Ama tekerleğin suçu yoktur.