Atilla

Atilla
@Atilla_03
Bakın etrafınıza islamın çizgisini aşan herkesin hüsrana uğradığını görürsünüz.Allahtan korkar,Allahı ve Resülünü tanımaya, sevmeye gayret edersiniz.Çünkü başka bir seçenek kalmaz.Mutluluk dünyada aranmaz..
Jandarma Genel Komutanlığı
Afyonkarahisar.
1998
25 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Nice bilgilileri aç, nice bilgisizleri zengin gördüm.....
Temiz para bereketiyle, kirli para işe sıkıntısıyla gelir. Dolayısıyla hiçbir hayra vesile olamaz. Baştan ayağa günah olan, kirli olan bir şeyden güzelliğin ve faydamn ortaya çıkması beklenemez. Sağlığınız için zararlı olduğunu bildiğiniz bir şeyi tüketip sonucundan hayır umamazsınız değil mi? Ağzınıza zehir çalıp da neticede sağlık bekleyemezsiniz. Mantıklı hiçbir izahı olamaz bunun. "iman” mevzusunda da işler benzer şekilde yürür. Şüpheli yahut haram yollardan kazanç elde ettiğinizde, o parayı istediğiniz kadar hayırlı mecralara yatırın, güzel sonuçlar elde edeceğim diye bekleyin, olmayacaktır. O şekilde yürümez bu işler, Allah'ın kanunları bu şekilde değildir. Subhanallah!
Sayfa 123·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aklıma ilk islamiyet geldi, öğrenmeyi deneyelim son nefese kadar
'Her şeyden emin olmamanın kazançları da vardır, öğrenmeyi deneyin.”
Sayfa 83·Kitabı okudu
Din
Çok güzel bir tespit.. Hatanın zıttı ile çabalayacağz.
"Eğer geçmişinizde hatalarınız olduysa, içinizde iyi şeyler yapmak için bir yangın olmalı. Ne zaman bir fırsat çıksa ne kadar yorgun, bitkin ve motivasyonsuz olursanız olun, kendinizi motive edersiniz. Peki sizi motive eden nedir? ""Geçmişteki hatanız.”"
Sayfa 46·Kitabı okudu
Vallahi hastalık bazen rahmettir, TECRÜBE ile sabit..
"Ey Allah'ım, zarar bana dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin. (Enbiya Suresi 21: 83) Hazreti Eyyûb, her tarafi yara bere içinde hastalıktan kıvranırken Rabbine yönelerek diyor ki; "Ey Allah'ım, zarar bana dokundu.” Dönüp "Allah'ım bana şifa ver” bile demiyor. Çünkü şifanın kendisi hakkındaki en hayırlı şey olup olmadığını bilmiyor. Sadece Rabbine dönüp şöyle söylüyor; "Ey Allah'ım, bana Senden daha çok sevgi, merhamet ve şefkat gösteren kimse yoktur. Bunu biliyorum. Duyduğum acı inancımı sarsmadı, ıstırabım imanımı sarsmıyor. İnsanların birçoğunun imanı en ufak bir sıkıntıda sallanmaya başlıyor. Niyazım o ki, Allah bizi dua ehli, tevekkül ehli hakiki insanlar kılsın. Bizi Allah'tan hemencecik vazgeçen insanlardan eylemesin. Dualarımız bizi O'na gittikçe daha çok yaklaştırsın ve Allah bizleri ibadetleri vesilesi ile imanlarına kuvvet verdiği insanlar arasına katsın.
Çok önemli. Birçok kişi duam kabul olmadı diye ümitsiz oluyor.
Dua ediyoruz çünkü hayatta bir şeye çok ihtiyaç duyduğumuz kritik bir noktada oluyoruz... Bir adım geri atalım ve düşünelim; her gün kalktığımızda, ciğerlerimizi gece boyunca çalışması için solunum cihazına bağlamak zorunda kalmamış buluyoruz. Her gece uyumaya gittiğimizde, kalplerimiz halen atmaya devam ediyor. Her gün yataktan kalkıp gözlerimizi açtığımızda hala görebiliyor, duyabiliyor oluyoruz. Ve onların otopilot özellikleri de yok. Pilleri hiç bitmiyor! Bize bir nefes daha, bir kalp atışı daha ve uzuvlarımızı hareket ettirebildiğimiz bir gün daha lütfeden Allah'tır. Fakat biz O'na yalnızca bir şeye ihtiyaç duyduğumuz, bir şeyin eksikliğini hissettiğimiz zaman yöneliyoruz. Allah ise biz talep etmezken dahi sürekli ikramlarda bulunmaya devam ediyor. Nefes alabilmemiz için dua etmemiz gerekmiyor. Hayal edebiliyor musunuz tersi olsa nasıl olurdu? İşitebilmek, görebilmek ve konuşabilmek için Allah'a dua etmek zorunda değiliz. Bir hayal etsenize. Her konuşmam gerektiğinde Allah'a dua ediyorum, O da dilime konuşabilme yeteneğini lütfediyor ve ben de bir şey Söyleyebiliyorum. Subhanallah! Allah'ın bize ihsan ettiği ve bizim kesinlikle ihtiyacımız olan, onlarsız yaşayanıayacağımız o kadar çok şey var ki, Ve Allah hiç durmadan veriyor, veriyor, veriyor..