Ne yazik ki her vilayetin Midhat Paşa gibi bir valisi yoktu; onun çapında insanlara Türkiye de pek sik rastlanmaz, onları mumla aramak lazım. Üstelik Türkiye'nin içinde ve dışında, devletin hayatta kalabilme gücüne sahip olmasını istemeyen ve güçlü devletin yaratıcıları olan Fuad ve Midhat Paşa'nın cehennemin
dibine gitmesini arzu eden birçok insan vardı. Düzenin sağlıklı işlemesi için yalnız kanunların ve kurumların iyi olmasının yeterli olmadığı, dürüst ve çalışkan memurlara da ihtiyaç olduğu bilinen
bir gerçektir.
Avrupa devletlerinin askerinden talep ettiği, vatan için canını feda etmeye
her zaman hazır olmasıdır. Asker maaşı bir insanın ölüme bu kadar cesaretle atılmasına değmeyecek kadar az olduğu için Avrupa da vatan sevgisi ve şeref duygusu aşılanarak askerin istenen şekilde hareket etmesi için şart olan sıkı disiplin sağlanmaktadır. Türk askerinde durum başkadır: Vatan nedir bilmez, hiçbir zaman da bilmedi, dilinde bile onu anlatan bir kelime yoktur. Şeref kavramının da, diğer Doğulularda olduğu gibi, yabancısıdır. Onun için bir tek ilke
vardır, o da "gayret-i din"dir. Bu böyle devam ettiği sürece Hıristiyan tebaanın silahlandırılması veya askere alınması söz konusu bile olamaz.
Başka devletler ne yaptıysa, Rusya da ne eksik ne fazla, aynısını yaptı: Dindaşlarını veya soydaşlarını korumak bahanesiyle Bâbıâli've savaş ilan etti. Bahane hep aynıydı. Fransız askerlerinin 1860'da Suriye kıyılarına çıkması da Katolik Maruniler'i korumak içindi, Prusyalılar ve Avusturyalılar 1864'te Silezya'ya girerken de baskı altındaki Almanları özgürlüğe kavuşturmak istemişlerdi. Aynı nedenle Türkler Kafkaslar, Türkistan, Çin, Hindistan, Açe ve Cezayir'deki din kardeşlerine, Hollandalılar da Transvaal'daki soydaşlarına sıcak sempati duygularıyla bağlıydılar. İngiltere bu sempati hilesiyle alay etse de işine
geldiği zaman ikiyüzlülük yaparak o da bu hileye başvurur, 40 yıl önce Old England'da Amerika'daki köle ticaretine hararetle karşı çıkılıyordu, hatta köle çalıştırarak üretilen şekeri kullanmak
günah saylıyordu. Fakat Amerika'daki kölelere vurulan zincir kelepçe ve köstekleri Sheffheld ve Birmingham'da imal edenler, o dindar ve hümanist beyefendilerden başkası değildi. Daha 25 yıl geçmişti ki köle çalıştıran Amerikalılara yakınlık bile duymaya başladılar ve bunun kanıtı olarak Alabama'yı silahlandrdılar. 50'li yıllarda ayni şekilde Fransız siyasetinde Plombieres görüşmeleri
ve Orsini'nin bombalarıyla farklı görüşler başlamıştı. Roma da halâ iki Fransız sefirinin bulunması bu durumu en çarpıcı biçimde göstermektedir.
* İngiltere, Amerika İç Savaş'nda Güneyliler hesabına bazı savaş gemilerini,
bu arada Alabama'yı da, silahlandırdı. Kuzeylilerin zaferinden sonra Washington hükümeti İngiltere'den bu nedenle savaş tazminatı istedi. -çn.
* Sardinya'nan önderliğinde İtalya'yı birleştirmeyi amaçlayan İtalyan devlet
adamı Cavour' un Temmuz 1858'de Fransa'nin desteğini kazanmak için a III.
Napolyon ile yaptığı görüşmeler -çn.
*Orsini, Felice (1819-1858). Genç İtalya
Dolandırıcılıktan yediği altı yıllık hapis cezasnı çektikten sonra yeni tahliye olan Abdurrahman adlı biri, Muş' un
Bulanık kazasına müdür olarak atanmış. Abdurrahman bir Ermeniden 50 lira borç istemiş; Ermeni parası olmadığını söyleyince o kadar kızmış ki Kürt asıllı birini Ermeniyi 150 liralik hayali
bir alacak için mahkemeye vermeye kandırmış. Kürt, alacaklı olduğuna dair en küçük bir belge gösterememiş. Ancak bu memlekette şahit göstermekle her şeyi kabul ettirmek mümkündür.
"Şahitlik" başlı başına bir iştir; yalancı şahidin normal ücreti bir mecidiyedir. Ermeni suçlu bulunmuş ve parası olmadığı için hapse atılmış. Bir Hıristiyanın bir Kürde, yani dinibütün bir Müslümana tazminat davası açması o yörelerde söz konusu bile olamaz. Zavallının akrabaları binbir zorlukla ve muazzam faizlerle borç alarak 80 lira toplayabilmişler ve Kürde peşinat olarak vermişler. Ermeni serbest bırakılmış birkaç gün sonra kalan 70 liralık
borcundan dolayı tekrar tevkif edilmiş. 15 gün sonra bu parayı bir şekilde tedarik etmesi için tekrar salıverilmiş. Agop doğrudan Erzurum'a gitmiş ve valiye şikayette bulunmuş. Vali müdürü
azletmiş fakat Ermeninin hapishanede geçirdiği süre ve uğradığı maddi kayıp için tazminat alması söz konusu değildir.