Atlas Alakan

Atlas Alakan
@AtlasAlakan
I have waited for someone like you... Someone who has served the light and found it empty.

Atlas Alakan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2021 1. kitabı
Hüseyin Nihâl Atsız
8.8/10 · 19,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gerçek özgürlük elde edilebilecek bir şey değildir, zekânın ürünüdür o. Markete gidip özgürlüğü satın alamazsınız. Kitap okuyarak ya da birisinin konuşmasını dinleyerek özgürlüğe kavuşamazsınız. Peki, zekâ nedir? Korku varsa ya da zihin şartlanmışsa zekâ açığa çıkabilir mi? Zihniniz önyargılıysa veya müthiş bir insan olduğunuzu düşünüyorsanız ya da çok hırslıysanız ve başarı merdivenini tırmanmak istiyorsanız, dünyevi veya ruhani olarak zekâ varlık kazanabilir mi? Sadece kendinizi umursuyorsanız ya da bir başkasının peşinden gidiyorsanız veya bir başkasına tapıyorsanız zekâ ortaya çıkabilir mi? Hiç kuşkusuz zekâ bütün bu saçmalıkları kavrayıp onlardan uzaklaştığınızda kendini gösterir. Öyleyse bunun için yola koyulmanız şart ve bilmeniz gereken ilk husus, zihninizin özgür olmadığıdır. Zihninizin bütün bu şeylerle nasıl zincirlendiğini görmeniz lazım; ondan sonra özgürlüğü doğuracak zekâ başlar. Cevabı kendi başınıza bulmalısınız. Kendiniz özgür değilken başka birinin özgür olmasının veya kendiniz açken başka birinin tok olmasının ne önemi vardır? Gerçek inisiyatife sahip olmak, yani yaratıcı olmak için özgürlüğün olması gerekir ve özgürlüğün olması için de zekânın olması gerekir. O halde zekâyı engelleyen şeyin ne olduğunu araştırıp bulmak zorundasınız.
Mektubum senli benlidir. Temel yalındır, sen dir.Sizler,sayınlar sonradan eklenmedir. Saygı için eklenmişlerse de zamanla bu anlamı yitirmişlerdir. Politikacılar ve izleyenleri bunu daha iyi bilirler. Politikacı, sayın der, arkasından sövgüleri ya da başka aşağılamaları sıralar. Bunu herkes biliyor artık. Kısacası, sen derkenbir hakaret amacım yok. Mektupta yer alan başka sözlerde de bu amaç bulunmaz. Hemen belirtmeliyim: Senin için, sol kesimi ele alarak böldün diyenlerden değilim, öldün diyenlerdenim. Öyleyse neden sana yazıyorum? Bunun kısa karşılığı şu: Bir kesim sürü, seni bugün de diri saydığı için ve sürüyü kurda yedirmeme yeteneğinden uzak olsan bile, çoban olma tutkusunun gözü dönmüşlüğü içinde bulunmandan dolayı. Pek az da olsa yararı olur umuduyla… Verdiğin ödünlerle öldün sen. Çağa, ileriye gözlerini yumdun, din ve gelenekler kesimini seçtin. Politika için üzerinde bulunur göründüğün çizgiyi yedin. Aklınla birlikte yedin, erdeminle birlikte yedin. Ne aldın karşılığında? Ya da ne alabilirsin? Alışılagelmiş sözle sorayım, değer mi? En büyük halk değil, en büyük Allah dedin. Dediğini basın yazdı, sen de yalanlamadın. Dine, imana sahip çıkan daha nice sözler aktarıldı senden. Eridikçe eridin, tükendikçe tükendin, küçüldükçe küçüldün. Ve öldün. Kokuyorsun da artık. Ama bu ölülük ve kokuşmuşluk içinde bile sende, pek az da olsa, dirilme olasılığı gördüğüm, belki de görmek istediğim için bunları yazıyorum. Senden en son aktarılanlardan: halka ters düşmemek koşuluyla laikliğe bağlıyız. Ya da bu anlamda. Ülkemizde çapı, düzeyi belli politikacı bunu söyler. Kuşku yok buna. Ama gerçek anlamda laikliğe bağlı ve çağdaş aydının böyle bir şey söyleyemeyeceğini sen de bilirsin. Laiklik ilkesini benimsemiş olan kimse, bir koşula bağlanmadan bu ilkeyi benimsediğini
Kaynak Yayınları·Kitabı okudu