İnsanın teknolojiyi değil, teknolojinin insanı yönettiği bir çağda yaşıyoruz. Yani insan yine kendi eliyle ürettiği şeylere teslim olmuş durumda. Ne hazin bir durum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Modern insanın anlam arayışı anlamdan yoksun bir evrende dolanıp duran insanın sonu belirsiz bir macerasına dönüşmüş durumda Insan anlam güdüsüyle hareket eden bir varlıktır. Anlamsızlık bizim anlam arayışımıza bir cevap teşkil edemez. Nihilistlerin dediği gibi "Hayatın anlamı yok, bu anlamsızlık içinde yaşamaya alışın." demek derdimize şifa olmuyor.
Mesela dünyadaki tavuk nüfusu, insan nüfusunun elli katı. Karıncaları, kuşları söylemiyorum bile... Bu varlık ekonomisi içerisinde insanın işgal ettiği yer %0,01'den bile az. Ve bu insan çıkıyor, "Ben evrenin efendisi olacağım." diyor. Adama "Dur!" derler.
Özgürlük, her istediğini yapma imkânına sahip olmak değildir. Bu zaten imkânsız bir şey. Tercih etme kabiliyeti de tek başına özgürlüğü tanımlamak için yeterli değildir. Özgürlük, öz-ü-gür olmaktan gelir. Özünü güçlendiren şeyi yapması insanı özgür kılar. Seçme hürriyeti olarak özgürlük yetersiz bir tanımdır. Alternatif olarak önümüze konan şeylerin çoğu zaman cari olan sosyo-ekonomik ve siyasi sistem tarafından belirlendiğini düşündüğünüzde modern özgürlük kavramının kolaylıkla manipüle edilebileceğini görüyorsunuz. İnsan ancak kendi özünü güçlendiren, ona anlam katan, istikamet kazandıran bir şeyi yaparak kendini gerçekleştirdiği zaman özgür olabilir. Önemli olan işte bu imkân ve kabiliyeti doğru kullanabilmektir.
Bizi aşan bir metafizik ilkeye bağlı kalarak, oradan hareketle yaşayabiliyorsak anlamlı bir hayatımız olur. Çünkü insan ancak yüksek değerlere teslim olduğu zaman gerçek manada özgür olabilir.