Hayır mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım;
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Teselliden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
Bugün bir hânümansız serserîyim öz diyârımda!
Safahat'a panoramik bir bakış attığımızda, birincisinde, toplumun alelâde günlerini cepheleri, ikincisinde (Süleymaniye Kürsüsünde) cemiyette çarpışan ve ergeç ona bir biçim verecek olan saf alternatif fikir ve görüşlerin tenkidi ve kurtuluş yolunun ifadesi, üçüncü Safahat'ta (Hakkın Sesleri) idealinin, islâmın, Kur'an yolunun açıklanması yer alır. İslâm gerçek cephesiyle halka anlatılır. IV. Safahat'ta (Fatih Kürsüsünde) halkın ve aydınların genel bir incelenişini buluruz. V. Safahat (Hâtıralar) gezi intibalarıdır. Buna Doğu ve Batıya bakış da diyebiliriz... VI. Safahat (Âsım), yazılış zamanları aynı olduğu için, içine İstiklâl Marşı ve Bülbül'ü de katacak olursak, bir yandan bir nevi bir destan şiiri, öte yandan da şairin özlediği geleceğin şiiridir.
...realitenin içinden ideal bir neslin çizgileri doğar, savaş içinde, bütün gündelik iğretiliklerden kurtulan Asım nesli, geleceğin nesli haline gelir, şimdiki zaman içinde.
Cihan ve İstiklâl savaşları bitip devrimler başlayınca Akif'in sustuğunu görüyoruz. Bu yıllara Âkifin "Boykot" yılları diyebiliriz. Akif gibi bir şairin cemiyette oluşan büyük bir değişiklik karşısında susması, denebilir ki en büyük tepkisi en güçlü protestosudur. O güne kadar resmî tarihçi gibi şiirleriyle toplum değişikliklerini değerlendiren şair, birdenbire yazmaya ara veriyor. Bu, yazma ortamını bile bulamadığı anlamına gelir.