Yazar bu kitapta klasik macera anlatımının dışına çıkarak insanlığın ilkel dönemlerine, bilinçaltına ve evrimsel geçmişine doğru bir yolculuk sunar.
Roman, günümüzde yaşayan bir çocuğun gördüğü rüyalar üzerinden ilerler. Bu rüyalarda çocuk, ilkel atası olan “Büyük Diş”in hayatını deneyimler. Böylece okur, tarih öncesi bir dünyaya girer: doğayla mücadele, hayatta kalma içgüdüsü, korku ve güç dengeleri oldukça çarpıcı şekilde aktarılır. London, bu anlatımla evrim teorisi ve insanın kökenine dair düşüncelerini kurgu ile harmanlar.
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, insan doğasının değişmeyen yanlarını göstermesidir. İlkel insanın korkuları, liderlik mücadeleleri ve hayatta kalma çabası ile modern insanın duyguları arasında güçlü paralellikler kurulur. Bu da eseri sadece bir macera kitabı olmaktan çıkarıp, psikolojik ve felsefi bir derinliğe taşır.
Anlatım dili sade ama etkileyicidir. Özellikle doğa tasvirleri ve tehlike anları oldukça canlıdır. Ancak bazı okuyucular için kitabın temposu yer yer yavaş gelebilir ve klasik bir olay örgüsünden ziyade betimlemeye dayalı olması dikkat gerektirir.