Muhammed Seyit İMİR

Caravaggio sanki hayatta ya Karnaval ya Büyük Perhiz varmış, ortası yokmuş gibi yaşıyordu. Resimleri, onun büyük perhiz günlerinin mirasıdır. Onun karnaval yanını gösteren öteki beniyle karşılaşmak için taştan yapılma şehrin içinde tanık ifadelerinden ve iddianamelerde oluşan kağıttan bir şehir denebilecek Roma Devlet Arşivlerinin labirentvari mahzenlerinde muhafaza edilen kayıtlara bakmak gerekir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Medusa baktığı kişiyi dondurur ve onu varoluşun tek ve yoğun bir anında sonsuza dek muhafaza eder. Hayatın akışı içinde tek bir anı yakalayarak onu ölümsüzleştirir. Caravaggio’nun yaptığı da budur. Canavarın sihri ressamın sihridir; bir taşlaştırma sanatı.
Sanatın insanı ele verdiği kadarıyla konuşacak olursak, Caravaggio’nun resimleri muğlak bir cinsel kişilik duygusu uyandırır. Resimlerini kanıt olarak görürsek, kendisi ne heteroseksüel ne dr homoseksüeldi; zaten ne olursa olsun bunlar onun dünyasına ait olmayan terimlerdir. O panseksüeldi.
Tanrı’yı arayışında insanı dönüştüren şey acı değil aşktır.
Madem müzik aşkın gıdası, çalın öyleyse.