Ee, yani?
Yani, dostum, kendimizi şununla avutmak zorundayız: Hiçbirimizin gerçekliği diğerinden daha gerçek değil ve her ikimizinki de yalnızca bir anlığına var.
Gözlerimi kapalı tuttuğum sürece iki kişiyiz: Burada ben ve aynada o. Gözlerimi açnğımdaysa benim ona, onun da bana dönüşmesini engellemeliyim. Onu görmeli fakat onun tarafından görülmemeliyim. Bu mümkün mü? Ben onu görür görmez o da beni görecek ve böylece ikimiz de diğeriyle yüzleşmiş, tanışmış olacağız. Teşekkür ederim, kalsın! Oysa ben kendimle yüzleşmek, tanışmak istemiyorum; isteğim onu benden ayrı olarak tanımak. Mümkün mü bu? Uğruna en fazla çaba göstereceğim hedef şu olmalı: Kendimi, kendi içimde görmek yerine, kendimin ben tarafından görülmesini sağlamak; bunu aslında kendi gözlerimle fakat sanki başkasının -o herkesin gördüğü ve benim göremediğim başkasının- gözünden görülmüşüm gibi yapabilmek. Haydi o zaman, sakin olalım, tüm yaşam belirtileri kesilsin ve herkes dikkatini buraya versin!"
Yalnızlık asla sizi de kapsamaz; sizi daima dışarıda bırakır ve sadece çevrenizde yabancı birinin var olmasıyla mümkündür: Nerede ve kiminle olursanız olun, tamamıyla yok sayılmalı ve siz de etrafınızdakileri tamamıyla yok saymalısınız ki arzu ve duygularınız kaygı verici bir belirsizlik içinde yitik, havada öylece asılı kalabilsin ve kendinizi kanıtlama arzunuz tamamen ortadan kalkarken, bilincinizin içtenliği de yok olsun. Sadece kendisinin yaşadığı, sizinse var olduğuna dair en ufak bir iz veya sese rastlamayacağınız bir yerdedir gerçek yalnızlık ve nitekim orada yabancı olan da sizsinizdir.