"Beni yıkın artık Günseli" derdi. "Üstünüze çökmeden yıkın beni, yerime cam mozaik cepheli bir apartman yaptırırsınız. Size iki daire on bin lira da para verirler... Fena mı, iki daire. Birinde oturursunuz birini kiraya verirsiniz. Üst katımda oturun alt katımı kiraya verin. Sağlığımda bir işe yaramadım , hiç olmazsa enkazımdan bir şeyler kazanırsınız."
"Azalıyorum, bitiyorum" diyordu. "Ortadan kaldırılıyorum. Eski silik bir para gibi piyasadan çekiliyorum, yerime yenisini basacaklar. Kimse fark etmeden yavaş yavaş sönüyorum."
İhtiyarlık bulaşıcı bir hastalık sanki. İhtiyarlar çevrelerindeki gençlerin gençliğini emiyorlar, bitiriyorlar. Onların gençliğini sömürüyorlar. Sadece gençlikle besleniyorlar.