“Buna sevimli bir kahkaha atıp beni öptü. Hayatım boyunca bu kadar tatlı bir şekilde öpüldüğümü hatırlamıyorum, Dave. Sadece yanağımdan öptü, evli bir kadının erdemli öpücüğüydü, ama olgun bir şeftali gibiydi. Ve dudakları tenime değdiği zaman kendimi nasıl hissettiğimi bilemiyorum, çünkü insan böyle durumlarda yaşadığı duyguları aklında tutamıyor. Ne demek istediğimi anlıyorsun herhalde. Böyle şeyler insanın hafızasında bir perde arkasında kalıyor ve görünmüyor.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama bağış toplama düşüncesini bütün yazlıkçılar sever. Bağış toplama dediğiniz anda hepsinin gözleri parlar; hemen bir komite kurarlar, bir sekreter atarlar ve ajanda tutarlar. Buna bayılırlar. Ama onlara zaman derseniz (kokteyl partileri ve komite toplantılarına ayrılan zamanlar hariç) avucunuzu yalarsınız. Yazlıkçılar için zaman, sanki mutlaka saklanması gereken, turşusu kurulacak (ve kavanozlara konacak) bir şeydir.
Sivilde, devlet dairelerindeki odacılar ve küçük memurlar, müdürlere ve yüksek memurlara “göt” derlerdi. Böyleleri su katılmadık birer bürokrat ve hamhalattılar; önlerine getirilen müsveddelerin kurutma kâğıdıyla yeterince kurutulmadığından yakınarak ukalalık etmeye bayılırlardı. Ahmaklık ve cinslikte üstlerine yoktu, cahilliklerine bakmadan bilgiçlik taslarlar, hangi taşı kaldırsan altından çıkarlardı.