Balon, hıçkırarak, “Aklıma evim geldi,” diye yanıt verdi. “Evde yitmitse yaptığım zaman en iyi
komşuma bile koklatmazdım. Hepsini tek başıma mideye indirirdim. Yitmitse'yi, tombul sosisleri, domuzun kellesini, paçasını yalayıp yuttuğum zaman, çatlarım diye korktukları için bahçeye çıkarırlar, bir aşağı bir yukarı yürütürlerdi hızlı hızlı, tıpkı yonca yiye yiye şişen inekleri kırbaçla koşturdukları gibi. Bay Yurayda, yalvarırım, şu sosisin etinden bir parça atayım ağzıma, ondan sonra eşek sudan gelene kadar dayak yemeye razıyım. Yoksa bu işkenceye dayanamayacağım.”
Mezecinin çırağı salam ve sosis dolu bir sepetle yanından geçerken süt arabasını çeken
köpeğin nasıl ağzının suyu akar, öyle perişandı Balon. Hani köpek sepetin kenarından sarkan sosisleri atlayıp kapmak ister de, kayışlarını koparıp bir türlü atlayamaz ya, Balon da o durumdaydı işte.