Deva Çetinceviz, babası ve kardeşiyle, kardeşinin isteği üzerine bir basketbol maçını yönetmeye başlar. Çünkü babasının işleri vardır ve babası geri dönene kadar işleri Deva yönetecektir. Deva erkek kılığına girer ve takımın arasına sızar. Takımda çeşitli olaylar yaşanır; onların acılarına, sevinçlerine, heyecanlarına ortak olur. Tam bir takım gibi hisseder ve babasının gelmesine yaklaştığı vakit sanki biz de onlara veda ediyor gibi üzülürüz. Çünkü bu takımda her şey çok doğal, natural gelişir ve Deva’nın o takımın içinde erkek kılığında olması sanki biz de kızlar olarak o erkek takımını izliyormuşuz hissini verir ve sanki biz de erkek kılığındaymışız gibi onların doğal hâllerini görürüz. Tatlı bir olay bence bu. İkinci kitabı merakla bekliyorum. Şundan da bahsetmeden geçemeyeceğim: Deva istemeden de olsa Başar’a âşık olur. Başar da Deva’ya hissettiklerini anlamlandıramaz; çünkü erkektir, erkek kılığındadır ama o bunu bilmez. Bilemediği için de “Ben neyim?” diye sorgular, yani “Acaba hetero değil miyim?” diye sorgular kendini. Ama bunu kabullenir; “Sen her neysen ben sana aşığım,” der, “Hoşlanıyorum,” der. Bakalım, ikinci kitabı merakla bekliyorum, okuyacağım. Kitabı çok sevdim açıkçası.