Daha bedbaht kimse var mıdır şu hayatta; hayatını meczupça bir ötekine adayandan? Erdem diye saydıkları; yalnızlığın korkunç pençesinden kurtulma çabalarından öte midir? Ah zavallı kimse, Tanrısı ile bile bir antlaşma içindedir. O Tanrısını yüceltecek, Tanrısı da onu birbaşınalıktan kurtaracak. Sahi ne çok sever insan tarifi yapılmış bi' hayatı..
Her sakat ve biçimsiz yaratık, korkunç acılar çekmeye mahkûmdur; sadece kendi durumundan çektiği işkenceyle kalmaz, normal şekle sahip olanların bariz rahatsızlığından da çekerler. Ve böylece, kısık bir göz, bükük bir dudak, yarık bir damak, doğanın birer kusuru olan tüm bu özellikler bir insanın bitmeyen işkencelerine, bir ruhun kaçınılmaz ıstırabına dönüşür. Aslında bu öyle acımasız bir ıstıraptır ki, bunu çeken, adına yerküre dediğimiz dönen yıldız üzerinde herhangi bir adalet anlayışı olduğuna inanmakta zorlanır.
Yaratıcının yaptığı her hata kusurlu yaratığa karşı acı bir hoşnutsuzluk doğurur. Bu, tedavisi olmayan bir adaletsizliktir. Kaçınılmaz olarak ihmalkâr yaratıcıya karşı değil, onun şekil verdiği zavallı yaratığa karşı güçlü bir tepki duyarız.