Harry: Bütün o nükleer atıkları bırakmayı düşündükleri, Nevada'daki o yeri hatırlıyor musun?
David: Yucca Dağı'ndan mı bahsediyorsun?
Harry: Zihnim de o dağ gibi. Gömmek istediğin bütün acıları atabilirsin.
Yanlış zamanlarda içtik, ilahi söylemeye çalıştık ve yazım hatalarına güldük... Ve belki öleceğim için... belki sarhoş olduğum için... belki de çok eskiden başka masaları hatırladığım için... Kutsal bir anmış gibi hissettirdi.
Buraya gelirken Becker'a kulak misafiri oldum. Bazı sanatçıların onay alabilmek için sonsuza kadar uğraştığından bahsediyordu ve bu sanatçıların ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, bir başyapıt yaratma kapasitelerinin olmadığını söyledi.
yanımdan geçen herkesin ama herkesin, bir şekilde benim gibi bir sanatçı olabileceğini biliyorum.
İş insanları, barmenler, taksiciler – fark etmiyor. Herkes gizliden gizliye ya bir dansçı ya bir aktör ya bir yazar ya bir ressam…
Milyonlarcamız aynı rüyayı görüyoruz. Yaratmak, bağ kurmak, hatırlanmak istiyoruz.
Kesinlikle okuyun, okutturun. Şimdiden kusura bakmayın ama bu seriyle ilgili biraz (hatta bayağı) abartacağım.
Bir Batman sever olarak şuna çok alışığız: Zengin, ailesinin ölümünden sonra kalan mirası Gotham’a adalet getirmek için kullanan, malikanesi olan, uşağı olan, her şeyi olan bir Batman. Yıllardır bize anlatılan origin hikâyesi bu. Ama Absolute Batman’i okuduktan sonra fark ettim ki bu origin artık fazlasıyla sığlaşmış.
Karşımızda bu kez; gerçekten günümüz insanları kadar zorlayıcı şartlarda yaşayan, vahşi, acımasız, genç, mağarası olmayan, uşağı olmayan, parasını normal bir vatandaş gibi kazanan bir Batman var. Doğal olarak insanın aklına şu soru geliyor:
“Bu Batman, bu kadar çok kötü adamla nasıl baş edecek?”
Cevap çok net: acımasızca.
Batman’in cihazlarına ve ekipmanlarına baktığınızda bile her şeyin el yapımı olduğu hissi geçiyor. Silahlar kaba, sert ve gerçek. Ama asıl vurucu nokta pelerin kullanımı. Yıllardır Batman pelerinini daha çok korku unsuru olarak; düşmanı sersemletmek, şaşırtmak ya da dövüşte küçük bir avantaj yakalamak için kullanırdı. Bu kez öyle değil.
Bu Batman pelerinini saldırmak için kullanıyor. Ve evet, bunu yıllardır bekliyordum.
Uzun yarasa kulaklarından çıkan bıçaklarla düşmanlarının göğsünü deşmesi, göğsündeki yarasa sembolünü bir baltaya çevirip birinin elini koparması… Bunlar normalde “Batman bunu yapmaz” dediğimiz türden hareketler. Ama burada yapıyor. Hem de gözünüzü kırpmadan.
Benim okurken yaşadığım dönüşüm çok netti:
“Hmm… normal Batman, sadece biraz daha iri.”
derken bir anda
“Hass…tir! Bu ne! Bu Batman ama Batman değil bu ya!”
noktasına geldim.
Çizimler o kadar vahşi ve çarpıcı ki gözümü sayfalardan alamadım. Büyük bir heyecan ve şaşkınlıkla her paneli inceleyerek okudum. Özellikle dövüş sahneleri… Kesilen, parçalanan uzuvlar