Sahneye tüm bu kaygılarla çıktığımı hatırlıyorum — izledikleri insanın yalnızca ben olduğumu, York’tan gelmiş genç bir adam olduğum gerçeğini izleyicilerden gizleyebilmem gerektiği kaygısıyla sürekli başarısız oluyordum.
Çok feci, hem de çok korkmuştum. Aklımı okumalarından, yakalanmaktan o kadar çok korkmuştum ki bir noktayı kaçırdım. En önemli şeyi göz ardı ettim. Oysa çok basitti: Sana inanmak istiyorlar, izleyiciler. Maskenin altında kimin olduğunu unutmak istiyorlar.
Fakat unutmak istemelerinin nedeni gözlerine inen perde değil. Hayır, gösterini sergilerken onlara yaşattığın tutku yüzünden sen olduğunu unutmak istiyorlar. Duygularına yeni bir yer istiyorlar. Daha büyük hakikatlerin var olduğu, her şeyin — hem de her şeyin — mümkün olduğu, imkânsızın imkân dâhilinde olduğu yeni bir yer istiyorlar.
Batman onlar için böyle bir şey olabilir: Onları bu yere taşıyan biri. Yaşamlarını çerçeveleyen mantığın kahrolası her kuralına karşı koyan biri.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Artık hiç kimse, kimden korkması gerektiğini bilmiyor.
Polisler çaresiz ve bunalmış durumda.
Ellerinden geldiğince herkesi aramaya çalışıyorlar.
Tüm bunlar daha büyük bir korku doğuruyor.