Kısacık ömrümü düşünüyorum da, önünde ve arkasında uzanan sonsuzluk tarafından yutulmuş, doldurduğum ya da gördüğüm o ufacık alan bilmediğim evrenlerin sonsuz sınırlılığıyla kuşatılmış.
İnsanların bizim hakkımızda söyledikleri ya da düşündükleri şeylerin bir önemi var mı? Ben o konuda endişe etmiyorum; kelimelerin gerçeğe dönüşmesine izin vermiyorum.
Onu tehlikeli, düşmancıl, son derece güçlü bir varlık olarak tecrübe etmene rağmen yine de çekici buluyorsun. O tüm zıtlıkların vücut bulmuş hali; hayatın bütünlüğü onda ama aynı zamanda ölü; tüm aşk onda ama bir taraftan da soğuk; zeki ama zekâyı yaratıcı olmayan yıkıcı bir analitik eğilime aktarıyor, yine de yaratıcılığın kaynağı olarak görülüyor.