Çocukken dönmüştüm sırtımı geçmişe
Hiç düşünmezdim eskiden ne idim Yüzüme geleceğin ışığı vurdu, ben de ona doğru seğirttim
Halbuki gecenin içindeki bir ışıltıymış bu
Zira boştur gelecek, sadece geçmiş aydınlıktır
Niye görebildiğime sırt çevirip görünmeze göz diktim?
Diktim de gözlerimi yitirdim?
O boşlukta bir yerlerde ölümümün olduğunu bildiğimden mi?
O gelmeden onu görürüm sandığımdan mı yoksa?
Beyhude bir kaygı
Yitti artık ölüme merakım
Seyredin beni zaman diyarında dönerken geri
Ve işte tam önümde pırıl pırıl geçmiş şehri Görüyor ve anlıyorum onu sağlam aklımla İlerlerken bana açılmış kollara doğru
O kollar ki düştüğümde yakalayacaktır beni.
Benim olan bir şey yok
Olmayan da
Hiçbir şey şimdi değil ama şimdinin dışında da değil
Ve şu andaki şimdide sen benim ölümümü izlerken
Benim olduğunu düşündüğün bu ölümde Sana yalvarıyorum Dostum,hayat yoldaşım
Gel benimle öl benim ölümümü!
Ben de seninkini öleyim seninle
Bu öldüğüm ölüm ne bana ne başkasına ait
Zira doğduğumda başlatmadım mı ölümü mü?
Peki bana mi aitti doğumum?
Yoksa o da mı değildi?
Hayatımın tükenip gittiği o an
Bir yanılgıdır sadece, zira Evet!
Daha ne olacağımı düşündüğüm o günlerde ölmüştüm ben
Ve ölümlerde serpildim
Nihayet artık biliyorum ne olduğumu Eskiden olduğumun daha fazlası değil miyim?