Canlarını çılgın bir eğlencenin mezesi haline getiren veya getirmek zorunda kalan bu insanlar Imparatorluk'un her tarafından getirilen ve çoğu fetihler sırasındaki savaşlarda Roma'ya karşı mücadele edip yenilmiş orduların esir düşmüş fertleriydi. Aralarından savaştan sağ çıkmayı başarmış ve idam edilmemiş olanlar "ludus" denilen gladyatör okularına satılıp gladyatör olmak üzere eğitilirlerdi. MÖ 1. yüzyıldan itibaren gladyatörlüğe mahkum edilenler sadece savaş esirleri olmaz, gladyatör okuluna mahkum edilen (ad gladiatorium) ağır suç işlemiş (cinayet, tapınağa saygısızlık) köleler de bir anlamda bu şekilde ölüme mahkum edilmiş oluyorlardı. Aşağılık, değersiz canlar olarak görülen savaş esirleri ve bir o kadar aşağı kabul edilen suç işlemiş kölelerin yanı sıra kimi özgür Romalılar da şan, şöhret veya para kazabilme umuduyla özgürlüklerini bırakıp gladyatör ailesinin (familia gladiatoria) bir parçası olurlardı. İlk iş olarak bir kutsal yeminle (sacramentum) ant içilerek kendilerini yer altı tanrılarına adarlardı. Buraya o veya bu nedenle gönüllü gelenler ise imzaladıkları bir sözleşmeyle belirli bir süre özgürlüklerinden vazgeçerek gladyatörlük yapmaya yükümlü olurlar yani bir anlamda özgürlüklerini bir lanistaya satarlardı. Bu sözleşmeyle, ne kadar para alacaklarını, hangi silahlarla dõvüşecekleri ve ne kadar zaman bu işi yapacakları belirlenirdi.