Aybars S.

Bu olayların üstünden yirmi beş yıl geçti. Vicdanımı rahatsız eden şey, her ne kadar büyük olursa olsun, geçmişte yaptığım hatalar değildir. Benim asıl ahlaki çöküşüm, ayrıntılarda değil, bizzat o topyekûn felaketin bir parçası almamda yatıyor. Ben yalnızca, dünya egemenliğini hedefleyen bizim için hiçbir zaman şüphe götürmeyen bir savaşa katılmakla kalmadım. Kendi becerilerim ve enerjimle bu savaşı aylarca uzattım. Yeni Berlin için tasarladığım o devasa kubbenin üzerine yalnızca bir sembol olarak değil, Hitler'in gerçekten sahip olmak istediği o dünya küresini koymuştum. Bunun anlamı, tüm milletleri boyunduruk altına almaktı. Fransa'nın küçük bir devlete dönüştürüleceğini, Belçika, Hollanda ve hatta Burgonya'nın Reich'a katılacağını biliyordum. Polonya ve Sovyet halklarının ulusal varlıkları yok edilecek, köle halklara dönüştürüleceklerdi. Hitler, Yahudi halkını yok etme amacını da gizlememişti; 1 Eylül 1939'daki Reichstag konuşmasında bunu açıkça söylemişti.
Sayfa 516·Kitabı okudu
Reklam
Birkaç gün sonra hükmü kabul ettim. Müttefik ülkelere af başvurusu yapmaktan vazgeçtim. Bizim dünyaya getirdiğimiz felaket yanında her ceza hafif kalıyordu. Haftalar sonra günlüğüme şöyle yazdım: "Çünkü bazı şeyler vardır ki, özür dileme imkânı olsa bile insan yine de suçludur. İşlenen suçların boyutu devasa olduğu için her türlü insani mazeret bunun karşısında anlamsızdır."
Sayfa 516·Kitabı okudu
Alıntı
Führer'ini görüşmelerle satan Himmler, Hitler'i aldatarak Göring'e karşı son büyük entrikasında başarıya ulaşan Bormann, Müttefiklerle anlaşma yolları arayan Göring, İngilizlerle pazarlık eden ve bana vericisini açmayı teklif eden Kaufmann, Hitler hayattayken bile yeni bir efendiye yaranmaya çalışan Keitel ve nihayet ben, son aylarda bana yol gösteren ve destekleyen adamı arkasından hançerleyen, hatta onu zaman zaman ortadan kaldırmayı planlayan ben.... Hepimiz, bizzat bizlerin temsil ettiği sistem tarafından buna zorlanmıştık ve tabii Hitler tarafından da, ki o da hem bizleri, hem kendisini hem de halkını satmıştı. İşte böyle bitti koskoca Üçüncü Reich.
Sayfa 485·Kitabı okudu
Alıntı
"Savaşmayacağım. Yaralanma ve sağ olarak Rusların eline düşme tehlikesi çok büyük. Düşmanlarımın cesedimi suistimal etmesini istemem. Yakılmamı emrettim. Bayan Braun benimle birlikte hayata veda etmek istiyor ve Blondiyi de önceden vuracağım. Bana inanın Speer, hayatıma son vermek bana kolay geliyor. Sadece tek bir an... Sonrasında her şeyden kurtulmuş ve bu ıstırap dolu hayattan özgürleşmiş olacağım." Artık zaten ölmüş biriyle konuşuyormuşum gibi bir hisse kapılmıştım. Atmoster giderek daha uğursuz hale gelıyor, trajedinin sonuna yaklaşılıyordu.
Sayfa 478·Kitabı okudu
Alacakaranlıkta bir çiftlikte kimliğimi belli etmeden köylülerle sohbet ettim. Şaşırtıcı biçimde, son yıllarda zihinlere kazınan Hitler'e olan güven duygusu bu durumda bile etkisini koruyordu. Hitler'in bu savaşı asla kaybetmeyeceğini düşünüyorlardı. "Führer'in son anda oynayacağı bir koz mutlaka vardır. O zaman büyük bir dönüşüm olacak. Düşmanı bu kadar ülkenin içine sokması da zaten bir tuzak!" diyordu köylüler. Hükümet içinde bile, düşman güçlerin ülkeye gelişigüzel ilerlemesine göz yumulduğunu ve ancak son anda yok edilecek gizli mucize silahların bilerek bekletildiğini düşünen kişilere de rastlanıyordu. Örneğin bu sıralarda Funk bana şunu sormuştu: "Bizim hâlâ özel ve gizli bir silahımız var, değil mi? Hani şu her şeyi değiştirecek silah?"
Sayfa 446·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam