Aybars S.

Hala bugün bile, bir zamanlar sadece Hitler’in mimarı olarak kalmayı istemiş biri olarak ne noktaya geldiğimi düşündükçe içimi bir ürperti kaplar. Hâlâ zaman zaman karşısına oturuyor, hatta onunla birlikte eski yapı planlarını karıştırıyordum ve aynı anda onu ortadan kaldırmak için zehirli gazı nasıl temin edebileceğimi düşünüyordum. Üstelik bu adam, tüm gerilimlere rağmen hålâ beni seviyordu ve başkalarına kıyasla bana daha fazla hoşgörü gösteriyordu. Uzun yıllar boyunca insan hayatının bir değer ifade etmediği bir çevrede yaşamıştım. Şimdi ise, bu yaşantının üzerimden öylece geçip gitmediğini fark ettim. Artık yalnızca aldatma, entrika, alçaklık ve cinayet eğiliminin hüküm sürdüğü bir dünyanın içine çekilmiş biri değildim; ben de bu yozlaşmış dünyanın bir parçası olmuştum. On iki yıl boyunca aslında pek düşünmeden katillerin arasında yaşamıştım. Şimdi rejimin çöküşü sırasında, bizzat Hitler'in bana verdiği ahlaki dürtüyle ona karşı bir suikast girişiminde bulunmaya hazırlanıyordum.
Sayfa 432·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Hitler'deki değişimin nedenlerinden biri olarak, onun alışık olmadığı bir çalışma tarzının yol açtığı aşırı yüklenmeyi görüyordum. Rusya seferinin başlangıcından itibaren, eskiden olduğu gibi işler birdenbire halledilip ardından gevşeme dönemleriyle dengelenmek yerine, geniş kapsamlı bir günlük iş yükü oluşmuştu. Önceleri başkalarına iş yaptırmayı ustalıkla bilen Hitler, artan endişeleriyle birlikte artık giderek daha fazla ayrıntıyla kendisi ilgilenmeye başladı. Kendini sıkı disipline sokulmuş bir çalışkan işçiye dönüştürdü ve bu durum onun doğasına ters düştüğü için vereceği kararlar açısından da faydalı olamazdı.
Sayfa 305·Kitabı okudu
Alıntı
Gerçeklikten uzaklaşma, giderek yaygınlaşan bir olguydu ve bu sadece Nazi rejimine özgü bir durum değildi. Ancak normal koşullar altında gerçeklikten sapmalar alay, eleştiri, güven kaybı gibi çevre etkenler tarafından düzeltilir. Üçüncü Reich’ta ise böyle düzeltici mekanizmalar yoktu; hele ki en üst tabakadaki biriyseniz. Aksine, bir ayna salonunda olduğu gibi her kendini kandırma, sürekli yinelenen bir fantezi dünyasının doğrulanmış görüntüsüne dönüşüyordu. Dış dünyanın kasvetli gerçekliğiyle artık hiçbir ilgimiz kalmamıştı. O aynalarda yalnızca kendi yüzümü defalarca görüyordum ve hiçbir yabancı görüntü bu tekdüzeliği bozamıyordu.
Sayfa 303·Kitabı okudu
Alıntı
Dilettantism Hitler’ in karakteristik özelliklerinden biriydi. Hiçbir meslek eğirimi almamış ve temelde hep dışlanmış biri olarak kalmıştı. Çogu otodidakt gibi, gerçek uzmanlık bilgisinin ne anlama geldiğini değerlendiremiyordu. Büyük çaptaki işlerin karmaşık zorluklarını kavrayacak bir anlayışa sahip olmadığından, doyumsuz bir şekilde sürekli olarak yeni işlevleri kendine çekiyordu. Kökleşmiş düşüncelerin yükünden arınmış olan hızlı kavrayışa sahip zihni, bazen bir uzmanın aklına bile gelmeyecek cesur önlemler geliştirebiliyordu. İlk savaş yıllarındaki stratejik başarılarını, tam da Hitler'in oyun kurallarını reddetmesine ve amatör cesarerine bağlamak mümkündür. Karşı taraf, Hirler'in otodidakt tarzdaki kendine özgün yeterliliğinin bilinmediği veya uygulamadığı kurallara göre hareket ediyordu ve ortaya çıkan sürpriz etkiler, askeri üstünlükle birleşerek bu başarıların temelini oluşturdu. Ancak gerilemeler başladığında, tüm eğitimsizler gibi gemisini karaya oturttu. Bu noktada oyun kurallarını bilmiyor oluşu farklı bir yeteneksizlik biçimi olarak ortaya çıktı ve artık bu eksiklik bir avantaj olmaktan çıktı. Başarısızlıklar arttıkça, onun inatçı dilettantismi daha belirgin ve sert bir şekilde kendini gösterdi. Uzun süre onun gücü olarak görülen beklenmedik ve şaşırtıcı kararlar alma eğilimi çöküşünü hızlandırdı.
Sayfa 246·Kitabı okudu
Alıntı
İtaatkâr yardakçılar yerine, sorgulayan ve gerektiğinde rahatsız edici olabilen çalışanları tercih ediyordum. Ancak parti, siyasetten bağımsız uzmanlara derin bir güvensizlik duyuyordu. Partinin en radikallerinden biri olan Sauckel, birkaç fabrika yöneticisi idam edilirse geri kalanlar daha iyi çalışmaya başlayacağı gibi korkunç görüşler dile getiriyordu.
Sayfa 228·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam