Aybars S.

Hitler’in bitmek bilmeyen inşa tutkusu ve özel heveslerine duyduğu coşkulu bağlılık, etrafindaki taklitçi yandaşları arasında benzer projelerin çoğalmasına neden oldu ve birçoğunu kendilerini zafer kazanmış gibi yaşamaya teşvik etti. O dönemde bile fark etmiştim ki, işte tam da burada Hitler'in yönetim sisteminin demokratik rejimlere kıyasla büyük bir zayıflığı ortaya çıkıyordu. Çünkü kamuoyundan gelen herhangi bir eleştiri yoktu; kimse bu çarpıklıkları sorgulamıyor ve bunlara bir çözüm getirilmesini talep etmiyordu.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Ben yoğun çalışan biriydim ve başlangıçta Hitler'in bu zaman savurganlığını kestiremiyordum. Hitler'in gününü can sıkıntısı ve eğlenceyle sonlandırmasını anlıyordum; ancak bu aşamanın biraz uzun olduğunu, ortalama altı saat sürdüğünü, oysa asıl işinin buna kıyasla oldukça kısa olduğunu düşündüm. Hakikaten ne zaman ciddi anlamda işini yaptığını sıklıkla kendime sordum. Günlük rutininden geriye pek bir şey kalmamıştı. Sabah geç kalkıyor, sonra bir iki iş toplantısına katılıyor ama öğle yemeğinden itibaren akşamın etken saatlerine kadar boş boş vakit geçiriyordu.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Alıntı
Hitler’in ne kadar etkilenebilir biri olduğunu sık sık merak etmişimdir. Kesinlikle, şüpheci biriydi. Ancak gözlemlediğim üzere, kaba tabirle, ustaca düşünülmüş satranç hamlelerini her zaman göremediği için olayın derinliğini anlayamıyordu. Bu oyunun ustaları Göring, Goebbels, Bormann ve biraz da olsa Himmlerdi. Bu kişiler, açık bir tartışmayla Hitler’in fikirlerini değiştiremeyeceklerini bildiklerinden,dolaylı yollara başvuruyordu. Bu da doğal olarak Hitler’in liderlik etme biçiminde önemli bir zaaf oluşturuyordu.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Alıntı
Hitler, Reich'a uzun vadede uygun bir nesil yetiştirme konusuna odaklanmıştı. Bu bağlamda ortaya konan plan Ley'a aitti ve eğitim sisteminin organizasyonu da ona emanet edilmişti. Ley'ın planına göre, genç yaştaki çocuklar için Adolf Hitler Okulları ve daha ileri eğitim için Ordensburg kurumları inşa edilerek mesleki ve ideolojik açıdan donanımlı bir elit tabaka oluşturulacaktı. Ancak, bu seçkinler sınıfinın sadece parti bürokrasisinde görev alabilecek şekilde yetiştirileceği, pratik hayattan kopuk olacağı ve gençliklerini kapalı bir ortamda geçirdikleri için aşırı kibir ve abartılı bir özgüvene sahip olacakları şimdiden görülüyordu. Dikkat çekici bir detay, üst düzey parti görevlilerinin kendi çocuklarını bu okullara göndermemeleriydi. Örneğin, fanatik bir parti üyesi olan Gauleiter Sauckel bile, çok sayıdaki oğlundan hiçbirini bu kariyere yönlendirmedi. Bormann ise bir oğlunu ceza olsun diye bu okula göndermişti.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Alıntı
Hitler'in yemek masasına katılan kişiler arasında dünya çapında deneyimine sahip kimse yoktu. Bu çevre genellikle Almanya dışına çıkmamış insanlardan oluşuyordu. Birinin İtalya'ya bir seyahat yapması bile masada bir olay olarak konuşulur ve ona dış deneyim kazandığı kabul edilirdi. Hitler de dünyayı pek görmemişti; bilgisi ve anlayışı sınırlıydı. Çevresindeki parti politikacıları genelde düşük bir eğitim düzeyine sahipti. Parti ve yerel yönetimin üst kademesindeki 50 liderden yalnızca 10'u üniversite eğitimi almıştı; çoğu lise eğitimini bile tamamlayamamıştı. Bu liderlerin hemen hemen hiçbiri kayda değer bir başarı sergilememişti ve genel olarak entelektüel konulara ilgisiz gözüküyorlardı. Bu durum, geleneksel olarak yüksek entelektüel düzeyde bir halkın liderlik seçkinlerinden beklenen standartlara kesinlikle uygun değildi.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam