Kendisi gidip pencerenin önünde durdu. Uzun süre dışarıyı seyretti. Sonbahar yaprakları sarı, turuncu çizgiler çizerek ağır ağır düşüyordu. "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" dedi içinden. Tuhaf. Ağırlık bir hız olarak değil, bir külçe olarak takılıp kalmıştı ona. Hafif'in karşıtı. Yüreğinde bir sevda yarası bir de ideolojik çöküntü ile kendini taşraya atmıştı. Belki taşranın sadeliği, sessizliği, temizliği onu iyileştirecek.