Bihter, Adnan Bey, Nihal, Behlül hepsi bir Madame Bovary’dir. Hiçbiri arandıkları yerde bulunmazlar. Yazık ki, bütün bu Madame Bovary’lerin bovarizmi Halit Ziya’nın bovarizmi ile birdenbire kaynaşır.
Her on beş günün sonuna doğru hepimiz birkaç defa buraya uğrar, makinelerin uğultusunu kendi dışımızda vuran kalbimizmiş gibi dinler, mürekkep kokusuyla en cins rayihalarmış gibi sarhoş olurduk.
O konuşurken Yunus’tan başlayarak yaşadığımız güne kadar, Türkçenin asır asır kaydettiği zafer merhalelerini ve bize ait bir duyuş tarzının teşekkülünü âdeta gözümüzle görüyorduk.