Hiç fark ettin mi? diye sordu Anne. “İnsanlar ne zaman ‘size herhangi bir şey söylemek benim görevim’diye söze başlasa,devamının olumsuz bir şey olacağını bekliyoruz. Peki, neden güzel şeyleri söylemedin de görevleri olabileceğini düşünmezler?
“Bir kitapta şöyle bir şey okumuştum: ‘anlamsız yaşam’ o anda anlamıştım bunun ne demek olduğunu. Böyle bir yaşamı biliyorum çünkü… düşünceler vardır, ama birbirlerine bağlı değildirler, Çobansız koyunlar gibi dolaşır dururlar kafalarda, onları bir araya toplayacak kimse yoktur. Anlamsız yaşam dediği bu olsa gerek. arkama bakmadan kaçardım öyle bir yaşamdan. bir şeyleri anlamaya başladığında nasıl acı çekiyor insan.”
Çok güzel konuşuyorsun, ama yüreğe hitap etmiyorsun… evet ama yüreğe dokundurmak, insanın ruhunun derinliklerine kıvılcımlar salmak gerekir. İnsanları mantıklı yola getiremezsin, ayağı küçük gelen ayakkabı gibidir bu, olmaz.