Ayrılığın kendine özgü bir güzelliği vardır, tıpkı kavuşmanın olduğu gibi. Ayrılığın kendine özgü bir şiirselliği vardır, kişinin onun dilini öğrenmesi ve derinliği içinde yaşaması gerekir. O zaman üzüntünün içinden bambaşka türde bir sevinç doğacaktır. İmkansız gibi görünse de bu gerçekleşebiliyor, başıma geldi, biliyorum.
Bir şeyi öğrendiğiniz zaman ona inanmaya ihtiyacınız kalmaz çünkü artık biliyorsunuzdur. Bilmediğiniz bir şeye ise asla inanmayın çünkü inandığınız zaman asla öğrenemezsiniz.
Ölüm yalnızca kişinin varoluşunu yönlendirmeye başlayan egoist varsayımı öldürür. Bu nedenle ölüm olgusu kendi içinde bir çelişki taşır: ölüm gerçeğinden daha büyük bir gerçek yoktur, her şey ona bağlıdır. Aynı şekilde ölüm diye bir şey de yoktur çünkü ego ve fiziksel beden ölse bile bilinç kurtulur ve yaşamını sürdürür.