İKRA
Orijinali Allah olan bir kelimeyi Tanrı olarak veya
Rab kavramını Allah olarak değerlendirip, algılarsak, ayetin bütünde işaret ettiği mananın orijinalinden uzaklaşır. Ayet ile işaret edilen ile alakası olmayan ifadelerle karşılaşırız.
Çünkü “Allah” ile tek,
ahad olan varlık,
“Rab” ile varlıktaki terkipsel yapı,
“Hu” ile varlığın öz’ündeki tek’lik boyutu,
“Tanrı ve İlah” ile kendi varlığın dışında, yukarıdan evreni yöneten ayrı bir varlık ifade edilmektedir.
Kur’an’ın indirilen ilk ayetindeki “İkra”(oku) emrini de orijinal yazılımı ile deşifre ettiğimizde, bir kitabın sahifelerinin okunmasından bahsedilmediği açıkça anlaşılmaktadır.
“İkra’bismi rabbikellezî halak” “Yaratan Rabbinin adı (hakikatin olan kuvveler) ile oku!” (Alak suresi/1)
Öz’lerindeki hakikat bilgisinin kodlarını deşifre ederek, kıraat (okumak) sureti ile “İkra” emrini gereği gibi yerine getirebilenler bilinçlerinde bu bilgileri algılanır, bilinir hale getirmek için fıtratında var olan kuvveleri (Allah esmalarını) kullanırlar.
Ayette özellikle“kara’a” kökünden gelen kâinatı okumak, keşfetmek, düşünmek ve anlamaya çalışmayı ifade eden göz ile değil, akıl, zihin ile okumayı ifade eden kıraat “ikra” kelimesi kullanılmış, kitap okuma (taklidi, itaat) anlamında olan “tilavet” kelimesi kullanılmamıştır.
Kur’an’ın ilk inen ayetindeki “oku” emrinin, önümüzdeki bir metinden satırları okumak (tilavet)kelimesi ile değil de, özellikle kıraat (ikra) şeklinde belirlenmiş olması, son derece ilginçtir.
Çünkü yazılı bir metni göz ile okuyarak kelimeleri tekrarlamak “İkra” (kıraat) değildir.