Tan agrimaya başladığında, görmeye, anlamaya, daha fazla netlik için özlem duymaya başladığımızda, biz de kurşunu altına dönüştürün o sihirli formülün yolundayız demektir.
“Bir generale kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını ya da bir trajedi yazmasını ya da martı olmasını buyursaydım, o general de aldığı buyruğu yerine getirmeseydi suç kimde olurdu? Onda mı , bende mi?
“ majestelerinde olurdu.” Dedi küçük prens korkusuzca
“Tamam. Herkesten verebileceği kadarını istemeliyiz. Otorite herşeyden önce sağduyuya dayanmalıdır. Sen kalkıp halkına, kendilerini denize atmalarını buyurursan ihtilal çıkar.”
“Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda
harcadığın zamandır.”
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
“Uğrunda harcadığım zamandır."
“İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden her zaman sen sorumlusun.Gülünden sen sorumlusun...”
“Güzelsiniz ama boşsunuz,” diye ekledi. “Kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim günümün size benzediğini sansa bile tek başına topunuzdan önemlidir. Çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgârdan korudum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığınız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğrunda öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenenmesine hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o.”