Ne zaman içgüdülerimize güvenmeliyiz ve ne zaman önümüzdekileri oturup bilinçli bir şekilde düşünmeliyiz?
Kitap cevaplaması oldukça zor bir soruya karşı yazılmakla birlikte yazar, bu soruya tam olarak bir cevap verme niyetinde olmadığını da açıkça belirtmiş. Bir cevap arayışından ziyade kitabın başından sonuna kadar çeşitli ve detaylı örneklerle yazar, bizi ilk izlenimlerimiz hakkında düşünmeye sevk ediyor.
Kitabın sonunda yazar içgüdülerimize güvenebilmek için yeterli bilgi birikimine ve deneyime sahip olmamız gerektiğini, karmaşık bir olayla karşılaştığımızda birkaç saniye içinde bilinçaltımızda beliren düşüncelerin de eğitilebilir olduğunu savunuyor fakat kitapta bunun nasıl yapılacağına dair bir içerik bulunmuyor. Verilen örneklerin herbiri ilgi çekici olmakla birlikte kitabın tam bir çıkarıma varmaması beni yeterince tatmin etmedi. Yazarın psikiyatri, psikoloji veya konuyla alakalı bir branştan olmaması, sadece alanında uzman insanlarla görüşmeler ve hikayeler içermesi de bence kitaba ‘literatür taraması’ niteliği kazandırıyor.