Sara adında güzel ve şımarık kız ; Ege de yaşayan kuzeni Vesime’nin düğünü için 3 aylık bir yolculuğa çıkar. Orada Homoglos (Ziya) adında zeki, kuvvetli, zevzek bir okadar da kalpsiz ve ruhsuz bir adamla tanışır . Bu adamın kadınlara karşı kaba ve ilgisiz olduğunu duyan Sara , bu kalpsiz adamı kendine aşık etmek için planlar yapar. Homoglos ise küçüklüğünden beri başta yakın çevresi olmak üzere herkes tarafından dışlanmış ve çirkin olduğu için terkedilmiş , yalnızlaştırılmıştır. Küçüklüğünden beri yatılı mekteplerde yaşadığı şiddet ve zorbalık, ona kaba , yalnız bir adam olmayı öğretmiştir. Hayatta tek dostu olan Necdeti de kaybedince tamamen kendine yaslanmış ve kalbini sevmeye ve sevilmeye kapatmıştır . Sara’nın farklı olduğunu düşünmüş ve iki yüzlülüğüne kanmıştır . Kalbinin kapılarını açmak üzereyken, Sara’nın planını öğrenir ve kısa süre sonrada kaza süsü vererek intihar eder.
Sürekli kırılmış bir kalbin , sevmekten öte sevilmeyi bile kendine layık görmeyen bir Homoglos’un hikayesi . Umudun kırıntısı kursağında kalmış , kendine yaslanmış bir adamın bir kenara itilmiş ruhunu konu alıyor . Bir kadın düşmanının kendi ruhuyla savaşına tanık oluyoruz.