Ve anneme öfke kusuyordum, ne yapmıştı o? Bir şey yapmamıştı. Mesele annemin bir şey yapmamış olmasıydı. Mesele annemin görmemiş olmasıydı, on beş yaşındayken bunu ona anlatamazdım, annemin görmek istemediği ya da görmeye cesaret edemediği her şeydi beni kederlendiren, kederim ve kederime yol açan şeyi görememesi, bu, beni korumayı başaramadığı için ondan nefret etmeme sebep oldu.
Aynı anda hem yaşama hem ölüme olan uzaklığı sayan o keskin, yüksek tık sesi, Beni daha önce hiç duymadığım bir ürküntü ve telaşla sarmıştı. İnsanlar her yanı ölçüp saymayı severler, anladım da, yaşamın yitip giden her bir saniyesine sihirbaz titizliğiyle eşlik eden bu sayacı bağırlarında nasıl taşıyabilirler?