ibkyayınevi

ibkyayınevi
Yazar Şair Seslendirmen Editör Yayıncı Öğretmen
yazar/yayıncı/seslendirmen/şair
Sosyal hizmetler uzmani
Samsun
istanbul
52 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
anne olmak için doğurmaya gerek yoktu yoksa siz hala bu kitabı okumadınız mı ?
Sayfa 12·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tam on altı buçuk yaşındaydım ilk kocama kadın olduğumda dedi gülümsedi bir damla acı aktı gözünden devam etti. Benden yaşıt olarak büyük olmasına mı yoksa aynı evde beş kişi yaşamamıza mı sitem etsem bilemedim. Aslında bu hayatta neye üzüleceğimi hiç bilemedim. Daha aileme doyamadan feci bir kazada kaybetmiştim. Tanrı sadece beni kurtarmaya layık görmüştü. Görmüştü ama başıma gelmeyen kalmamıştı. Tam hayatım düzene girdi evlatlık verildiğim aileden geri alınmıştım, aslında alınmasam belki bende anne olabilir farklı bir dünya da yaşayabilirdim. Ama olmadı işte bazen kader deriz, bazen kaderi de kendimiz çizeriz ama suçu yine kadere atarız. Eşimi pek sevmemiştim ama yine de iyi gibiydi bana. Tek başıma evin hanımı olacağım derken üç erkek bir kadının içine düşmüş beş kişilik bir aile olmuştuk. Yine de sustum bir şey demedim. Belki bir çocuğum olurdu karakaş kara göz beni andırırdı normal bir yaşamım olurdu. Yengem hep aklımı böyle bulandırmıştı onunda amacı belliydi ya zaten eşim olacak adamdan belli miktarda nakit para almak ve almıştı da.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Bu saatte gelen aramadan hayır gelmeyeceğini hayat, bana gayet güzel örneklerle göstermişti maalesef. Yatağımdan istemsizce hareketlenip felaket sinyalcisi olan telefonuma uzandım. Ekrandaki ismi gördüğümde gerçekten de hayırsız bir haber olduğunu anlamıştım. Açıp açmamak konusunda tereddüt etsem de ekranı sağa kaydırıp alo demiştim. Karşımdaki kadın olayları tek nefesle özetlemeye çalışırken benim anladığım tek şey karşımdakinin hissettiği korku ve heyecandı. Benimle konuşabilmenin heyecanı ve bir başkasına yakalanmanın korkusuydu bu. Telefonu kapadığında hala karşımdaki konuşuyormuş gibi bekliyordum. Kendime geldiğimde mutfağa geçip bir bardak su doldurup derin bir nefes aldım bir hamlede suyumu bitirdim. Bu gece uyumamın imkânı yoktu artık. Masanın köşesinde duran sigara paketimden bir dal alıp titreyen elimle yakmaya çalıştım. İkinci denemem de yakmıştım. Derin derin içime çektikten sonra kendime hala hayret ediyordum. Hala gözümden bir damla yaş gelmemişti. Demek ki acıya gerçekten de alışmıştım. Kendimi en güvenli hissettiğim yer olan banyoya attım ve sıcak suya teslim oldum. İşte buradaydım huzurun kollarında, akan sular ruhumdaki bütün kötülüğü pisliği temizliyordu işte. Beni ben yapan arındıran sıcak sular…
Sayfa 2·Kitabı okudu
İlk ne yapacağımı şaşırmıştım. Bir kilit sesi içerideki kapıyı kilitlemişti. Kimsin diye bağırmıştım ama cevap yoktu, yardım edin lütfen diye bağırdım ama kendimi kandırmacaydı bu, sesimi dışarıdan kimse duyamazdı. Siluetin tam önümde olduğunu hissediyordum, karartısı bariz belliydi. Tek bir hamle yapıp beni kollarımdan yakalamıştı. Bana dokunduğunda içkinin bana verdiği etki geçmişti çoktan, şu an sadece adrenalin salgılıyordum. Ayaklarımdan yardım almaya çalıştıysam da işe yaramadı, bir hareketle masanın yanındaki klişe yaslamıştı beni. Ellerini göğsümün altına geçirmiş sabit kalmamı sağlamıştı, vücudum kitlenmiş gibiydi, sadece titremeye başlamıştım. Kulağıma yaklaşan sıcak nefes, yüzüme temas eden kirli sakal az önce ateş atan vücudumun buz kesmesine sebep olmuştu, peşimden kim gelebilirdi ki? Burada olduğumu tek bilen Sevim’di. Eğer o da içkinin etkisinde kalır ve peşime gelmezse burada başıma her şey gele- bilirdi. “Lütfen bırak.” diye yalvardım ağlamaya her an başlayabilecek bir sesle. Hafif bir mırıltı, kahkaha işte o pisliğin sesiydi bu, “Nereye gidiyordun bebek.” demişti beni bırakıp. Ağzımdan sadece Kağan kelimesi çıktı ve ağlamaya başladım. Kollarını belime daha sıkı sarmıştı şimdi. “Sadece biraz eğlenmek istedim.” demişti. Kendime gelmek is- tercesine gözyaşlarımı sildim, lambayı yaktı ama gözlerimiz ışığa hemen adapte olamadı. Yanaklarımı avuçlarının arasına alıp parmaklarını gözlerimde gezdirdi. Yüzünde lunaparkta eğlenen bir çocuğun mutluluğu vardı. “Beni kendine çeken, gitmelerime engel olan, daha çok bağlanmama sebep olan kuvvet bu işte.” dedi. Masumane başlayan bir öpücüğün şehvetli bir öpüşmeye dönüşmesi. Sırtımı tamamen duvara yaslamış. Ellerimi ellerine kenetlemişti. Dokunmak, saçlarını okşamak, tenine dokunmak istesem de ellerimi serbest
Sayfa 49 - tilki yayınevi·Kitabı okudu