Geçmişten gelen aktarimlarınızı kırmadiginiz sürece hayatınız boyunca ayrılık, terk edilme, aldatılma döngülerinin içinde kaybolur gidersiniz. O kırılma ve dönüşüm geçmişi kabul edip, kendine değer vererek başlayacaktır. Çocuklukta yaşanılan istismar, şiddet ve duygu yoksunluklarini kendi çocuğumuza aktarmamanin tek çözümü kendi iç çocuğumuzu tedavi etmekle mümkündür.
5 Mayıs 1910 bilim insanları Halley kuyruklu yıldızının dünyanın sonunu getireceğinden emin bildirileri ile insanlar telaşa kapılmıştı. Bilimden habersiz kesimler yapılan her habere inanıyor ve bu safsatalari daha da abartıp, değiştirip kendilerince ölüm korkusuna kapılıyor veya kurtulma çareleri arıyorlardı. Bu süreçte kendini okuyarak geliştirmiş İrfan Galip kadınlara bilgi vermek mahiyetinde seminer düzenler. O güne kadar kadınlar tarafından yüzü hiç gülmedigi için gizli düşmanlık ile kadınlara bilgi verirken onları korkutmayı da amaçlar. Fakat bilinmez bir mektup onu aşk ateşine düşürür ve Halley felaketini dahi unutup bu gizli aşkın peşine düşer. Karşısinda o kadar bilinçli ve zeki bir kadın vardır ki İrfan Galip'i adeta dize getirir. Planlı ve zekice hazırlanmış tanışma ve mektuplasmalarla İrfan Galip'i deneyerek onunla evlenebilecegini anlayan güzel kadın, evliliğe evet diyerek Halley kuyruklu yıldız felaketi gecesi birbirlerine kavuşurlar. O dönemin toplumunu inceliklerle ve küçük diyaloglarla açıkça bize anlatan yazar, hem bilimsel bilgiyi kitaba yedirmis hem de müthiş bir aşk hikayesi ile içimize işlemiştir.
Laptev'i özgür bir birey olmaktan alıkoyan çocukluk çağı, onun ailenin kölesi olarak kendini kabullenmesine sebep oldu. Gençlik heyecanı ile aşık olmasıyla, duygularını dile getirmesiyle belki ilk özgürlüğüne kavuştu. Evlilik yapmalarına rağmen sevgisinin karşılık bulamaması onu tekrar köleye dönüştürüp içindeki yaşama olan bağını yok etti. Hayat onun için sıkıcı, geçirilmek zorunda olunan zoraki bir ömür ve eziyet haline geldi. Yazık ki ne inancı, ne duyguları ne de umudu kaldı.
Üç YılAnton Çehov · Kızıl Panda · 20235,9bin okunma
Bitti. Yani midem de kramplar hissettim kitabın sonuna yaklaştıkça.
Nasıl olabilir, ölüm sanki Santiago'yu içine çekiyordu. O kadar insanın olacakları bilmesine rağmen bir kişinin bile onu uyaramamasi, hepsi tesadüf eseri mi gelişti?
Peki, o kıza dokunan kişi gerçekten Santiago' mu olmuştu? Yoksa bir yalan yüzünden mi öldürüldü? Kafamda bu sorulari cevaplamak isterken bir solukta bitirsemde, inanılmaz derecede etkilendim. Okuyan biri ile bu kitabın sohbetini etmeyi çok isterim.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Zaman öyledir,
Yeniliklerin başlangıcı olan bir son diyerek, kitabımın kapağını kapattım.
Çok çok uzaktan gelen bir müzik sesi gibi
Oysa taa içimde duydum belki. Zaman da böyle bir şey olmalı.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma