Dokunma duyumu, gelişme için yeme içme kadar önemlidir. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında yetimhanelerde ölen çocukların oranı oldukça yüksekti. O zamanki hekimlik, bebeğin sadece beslenmesine, temiz çevrede bulunmasına önem veriyor, fakat çocukların psikolojik ihtiyaçlarını düşünmüyordu. Yıllar sonra yapılmaya başlanan araştırmalar, bebeklerin gıda yoksunluğundan değil, kucağı alınıp sevilmemekten kaynaklanan, ruhsal kökenli hastalıklardan öldüklerini ortaya çıkarmıştır.
… iletişimdeki “reddetme” davranışının yarattığı zarar, “umursamama”nın yarattığı kadar fazla değildir. Umursamama, psikolojik bakımdan en zehirli, en öldürücü ortamı yaratır.
Kabullenme ve reddetme, kişinin o an içinde kurmaya çalıştığı ilişkinin benimsenmediğine işaret eder. Umursamama, kişinin kendinin önemsemediğini, değersiz olduğunu, yok olduğunu belirtir.
“En acı ve israf verici bedensel işkence bile umursamamaya yeğlenir. Çünkü bedensel işkenceyi yapan işkence yaptığı kişinin varlığına kabul etmiş olmaktadır.”
… zihnin mesajı sözle, gönlün mesajı sözsüz ifade edilir.
Sözlü iletişim akıl, mantık ve düşünceyi, sözsüz iletişim duyguları ve ilişkileri en etkili ifade etme aracıdır.
Bir aracın sürücüsü, yolda kendinden başka araç yokmuş gibi davranırsa trafik kazası olur. Bir kişi konuşurken, karşısındakini nasıl etkilediğini düşünmeden, kendi bildiği yönde istediğini söylerse, aynı trafikte olduğu gibi “iletişim kazaları” ortaya çıkar. İnsan ilişkileri ile ilgili bu kazaların sonucunda da “yaralananlar” ve “ölenler” vardır. Küsenler, ayrılanlar ve gücenenler “yaralıları” , kendi içine kapanıp yalnızlığa gömülenlerse “ölenleri” oluşturur.