Ayşe Ekinci

Ayşe Ekinci
@Ayse_eknc
Lisans
210 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
O kadar güzel ve sürükleyici bir kitap ki... Aynı zamanda çok trajik bir hikayesi var. İnsan okurken duygusallaşabiliyor. Ben şahsen okuduğumda ağlamaklı oldum. Ezidilerin bu kadar acı çekmeleri, onlar üzerinden kendilerine bazı şeyleri hak gören vahşilerin yaptıklarını okudukça kanım çekildi resmen. Her insan dünyaya bir kere gele biliyorsa herkes her şeyin en iyisini, en güzelini yaşamalı bence. Kimsenin kimseden üstün olmadığı herkesin eşit şartlara, eşit haklara sahip olduğu bir dünya olmalıydı. Hele çocuklar... Onların kendileri gibi masumca bir dünyada yaşamaları her şeyden önce şart olan bir durum iken maalesef dünya gerçekleri buna izin vermiyor. Dil, din, ırk, renk, mezhep ayrımı yapılmaksızın herkes eşit olduğu bir dünya olmalıydı. Zülfü Livaneli'nin yazdığı bu muhteşem eserde de Ezidi kardeşlerimin uğradığı zulümler ve bunun sonucunda yaşadıkları acı dolu günleri anlatmaktadır. Okurken tüylerim diken diken oldu resmen. İşid'in, Ezidilere yaptığı zulmü (erkekleri ayrı alıp onlara ne yaptığı belli değilken genç ve küçük kızları alıp ailelerinden kopartmaları yetmiyormuş gibi onları esir almaları, para karşılığı alıp satmaları, onlara tecavüz etmeyi kendinde hak görmeleri hele ki küçük yaştaki çocuklara tecavüz etmeyi) aklım almıyor bir türlü. Ünlü edebiyatçı bu kez kalemini sınırboylarında gezdiriyor. Ortadoğu'daki savaşın ve IŞİD zulmünün en çok etkilendiği insanların, Ezidi kadınların ve çocukların yaşadıklarını cesurca aktarıyor. İstanbul'da gazetecilik yapan İbrahim, bir sabah, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölümünü haber masasında buluyor. İşte bu ölüm, İbrahim'i neredeyse tüm bağlarını kopardığı köklerine, Mardin'e doğru bir yolculuğa çıkarıyor ve Meleknaz'la tanışmasını sağlıyor. İbrahim, ölmüş arkadaşının sevdasını devralır gibi Meleknaz'a aşık oluyor
HuzursuzlukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021117,6bin okunma
Reklam
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Eser o kadar güzel ki 10 üzerinden 10 vermek bile haksızlık olur bence. Yazar; tüm tebrikleri, övgüleri sonsuza kadar hakkediyor. Bu kadar akıcı, konudan sapmayan, duru bir anlatım... Tek kelimeyle muhteşem bir eser. Yazarın diğer eserlerini de okumaya sevk etti beni. Bir oturuşta bitirebileceğiniz, heyecanlı sürükleyici, ama aynı zamanda üzücü bir eser. Kitabın konusu; Fakirlerin yaşam mücadelesi ile zenginlerin doymak bilmeyişi üzerinedir. Tıpkı ataları gibi, bir kıyı kasabasında yaşayıp günlerini denize inci bulmaya çalışarak geçiren Kino da yoksulluğun en ağır şartlarıyla cebelleşir. Öyle bir yoksulluktur ki bu, oğlu Coyotito'yu akrep soktuğunda bir doktora gösterecek parası yoktur Kino'nun cebinde. Fakat bir gün, dev bir incirler denizden çıkar. Böylece zenginliği, oğlunu tedavi ettirmeyi ve okula göndermeyi, eşi Juana'yla kilisede evlenmeyi hayal etmeye başlar. Bu muazzam inci Kino'nun ve ailesinin hayatındaki her şeyi bir anda değiştitecekti. Ama tüccarlar, doktor (zengin olup daha da zenginleşmek isteyen ve bunun için gözünü garibanın elindekine bile dikebilecek gözü doymazlar) Kino'nun zenginleşmesini istemediler. Onun yerine inciyi alıp kaçmak istediler. Kino inciyi bulduğundan beri onu ve ailesini rahat bırakmadılar. Evlerine hırsız gibi girip inciyi çalmak istediler. Evlerini yaktılar. Juana İnci'nin onlara uğursuzluk getirdiğini düşünerek ya denize atmalı ya da tüccarlara verip kurtulmalı düşüncesindeydi. Ama Kino inatla şehre gidip satmayı savunuyordu. Çünkü o bölgedeki inci tüccarları Kino'yu kandırarak o incinin gerçek olmadığını o yüzden hiç para etmese de az da olsa bir şeyler vereceğini söylemişti. Kino yalan söylediklerini anladığı için şehre gidip satmak istedi. Kino ve ailesinin şehre gitmesi için yola düşüşü, onların peşinden gidip inciyi
İnciJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 202349,8bin okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Henüz 9 yaşındayken insan tacirleri tarafından kaçırılarak getirilen Kafkas kökenli Dilber, önemli devlet adamı olan Mehmet Efendinin konağına satılır. Geldiği bu evde özellikle evin hanımı tarafından sürekli eziyet edilen Dilber bu evde çok mutsuzdur. Neyse ki görevi gereği Mehmet Efendinin tayininin çıkmasıyla Dilber bu evden kurtulur. Ancak bu sefer de farklı farklı evlere satılır. Kendisini esir alan tüccarlar tarafından Asaf Paşaya satılması, Dilber için iyi günlerin başlangıcı olmuştur. İyi bir eğitim alır, Fransızca öğrenir. Paşanın resme meraklı oğlu Celal, onun resimlerini çizer. Sonunda aralarında bir sevgi oluşmaya başlar. Her ne kadar Asaf Paşa iyi niyetli bir adam olsa da bu aşka razı olmaz. n Dakika Gündem Yazarlar Ekonomi Dünya Resmi İlanlar UzmanPara Skorer Cadde Pembenar Giriş Gündem Dünya Ekonomi 75.yıl UzmanPara Skorer Cadde Pembenar Yazarlar Milliyet Tv Astroloji Teknoloji Seçim Sonuçları Son Depremler Tümü Resmi İlanlar
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Boramir Yayınları · 201656,4bin okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Deniz Duası, Eylül 2015'te Avrupa'da güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken Akdeniz'de boğulan üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan Kurdi'nin hikayesinden esinlenilerek yazıldı. Aylan'ın, denizin sürüklemiş olduğu fotoğrafı hâlâ gözümün önünde. O fotoğrafı görünce günlerce kendime gelememiştim. Düşünsenize yaşama ve yaşatma ümidiyle topraklarını terk ediyorsun, bilmediğin yabancı topraklara sırf kendini ve aileni korumak amacıyla ölümü göze alarak yola çıkıyorsun; ama ailenden biri veya birileri denize düşüyor ve deniz onu yutuyor. Çok acıklı. İnsan aklını kaybeder bu durumda. Irk, dil, din, yaş, cinsiyet hiç fark etmez zorda olan herkese üzülürüm. Hele ki böylesine bir durum... Eminim o fotoğraf karşısında siyasi görüşü ne olursa olsun hiçkimse kayıtsız kalmamıştır. Sözlerime Tolstoy'un sözleriyle veda edeyim: "Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın."
Deniz DuasıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 20185bin okunma
Spoiler İçerir!
10/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Bir çocuk düşünün; istediği her şeye sahip, istediği her şey oluyor. Öyle ki her istediği hemen olunca hem doyumsuz oluyor hem elindekilerin kıymetini hiç bilmiyor hem de her şeye çaba bile göstermeden zaten sahip olduğu için herhangi bir amacı olmaz. Amaç olmayınca çaba olmaz, çaba olmayınca değer bilinmez. Değer vereceği bir şey olmayınca da mutluluk olmaz. Irene adlı kahramanımız tam da böyle bir kadındır. Doğuştan şanslı (ki bana göre çok da şanslı değil) zengin ailede büyümüş, evlendiğinde de zengin ve çevresinde tanınan bir avukatla (Fritz'le) evlenir. Bir kızı bir oğlu olur. Evliliği boyunca da her istediğine sahiptir. Seven bir eş, hizmetliler, şoför, mürebbiye... Yalnız bir şeyi eksik, o da mutluluktur. Irene evde oturmayı sevmeyen, sürekli elit kişilerin toplanıp yeptığı etkinliklere katılır. Yine bir gün bir gece toplantısına katılırken orda genç bir piyanist ile tanışır ve görüşmeler tekrarlanarak kısa sürede onun metresi oluvermişti. Aslında piyanisti sevmiyor, ona aşık da değildi. Tek aradığı şey maceraydı. Bir macera uğruna evliliğini yok sayarak piyanist ile görüşmeye devam etti. Bir gün yine piyanistin evine gitti. Çıkarken kimse onu tanımasın diye tül, şapka takar. Tam piyanistin evinden çıkıp dış kapıya kendini atıyordu ki piyanistin asıl sevgilisiyle karşılaşır. Sevgili, Irene'ye kötü sözler söyler. Irene; sevgili olan kadına bir daha piyanist ile görüşmeyeceğini, onu rahat bırakmasını ister. Ama kadın rahatlık vermez, Irene de sözünde durmaz. Irene ile piyanist yine buluşur, sevgili yine onları görür ve Irene'yi tehdit eder. Sevgili olan kadın Irene'nin evinin adresini bir şekilde bulur ve şantajlara başlar. Sürekli ondan para istemekte ve her defasında daha fazla istemektedir. Kocasına her şeyi anlatır korkusuyla her seferinde parayı vermektedir.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Reklam