" 'Devemin dileği geride, benim dileğim ilerde, onunla benim aramda ayrılık var.'
Devenin, yani nefsimizin dileği hep farklı olacak. Ancak yol belli, gidilecek, varılması gereken yer belli. Bırak deveye uymayı da, yayan da olsa talip ol yürüyeceğin yola. Deveye uyup da geri dönerek harcama bu ömrü."
İslam insanı, İslam'a bir çağırıştır. Hem kendisini hem başkasını, sürekli olarak, mutlak'ın, insan şahsiyetinde, toplumda, tarihte ve tabiatta, zamanda ve mekanda yansıması demek olan İslam'a çağıracaktır"İslam insanı". Tek kişiyi çağıracak, toplumu çağıracak,tarihi çağıracaktır. Zamanı çağıracak, mekanı çağıracaktır.
İslam insanı, bir çağrıdır. Bir çağırış aşkıdır. Bu sebepledir ki,İslam'ın tarihi, bir çağrının tarihi olmaktadır.
"...Gücüm seni bulmaya yetmiyor. Seni bulma çabam hayatla ilgili planlar yapmama izin vermiyor. Sonra bir gün bir kitabın içinde gördüm seni... Orada durup kaldım. İçimin zillerine basıp kaçıyor mahallenin çocukları... Belki bir ömür açılmayacak gönül kapım kimseye..."