Onu görünce yüzüne bakamazdı gözlerini kaçırırdı onu gördüğü anda eli ayağı titrerdi kalbi öyle bir atardı ki sanki yerinden çıkacak gibi olurdu böyle olurmuş ya hani birini sevince.. Gerçekten sevmiş olabilir miydi yoksa geçici bir heves miydi? Belkide onu düşünerek aklını yitirecekti.. Onu yeni doğmuş kundaktaki bebe gibi seviyordu.. İlk sarılma anı aklından hiç çıkmıyordu ah o sarılma sanki yıllardır görüşmemişler gibiydi birbirlerine yabancılardı tanışmıyorlardı ama bir o kadar da birbirlerini tanıyorlardı.. Kimdi nerden çıkmıştı karşısına neden karşılaşmışlardı sevda mıydı imtihan mı? İçinde kelebekler uçuşuyor derler ya aynı onun gibiydi içi kıpır kıpırdı.. Yüzü asık suratlı gülmeyen kızın gözlerinin içi gülüyordu birini bu denli sevebilir miydi? Kendinden, herkesten, herşeyden çok.. Elini tutmak ne kadar heyecan veriyordu ileride ne acı vereceğini bilmeden.. Belkide imkansız kalmalıydı.. İlk sarılma anında kalsaydı uzaktan sevseydi.. Kokusunu bilmeden, gözlerine bakmadan olacaklar onsuz olsaydı belkide bu denli canı acımazdı şimdi kokusunu unutmaya çalışıyordu ten kokusu unutulur mu? Belki bir gün karşılaşacaklardı pişman mı düşman mı..? Artık onu unutmak istiyordu ama bir yandan da seviyordu deli gibi sevmesine, istemesine rağmen onu istemiyordu. Bu ne demekti insan birini hem deli gibi isteyip.. bir o kadar da istemez miydi?
Gözlerin miydi beni benden alan? Ben miydim sana tutulmak için sebep arayan?
Kokun muydu beni sana getiren? Ben miydim sana yana yakına.. gelmek isteyen?
Yanlış hissedilebilir hisler yanıltıcıdır! Hissettiğimizi düşünürüz ama ne hissediyoruz neyi hissediyoruz? Hissettiğimiz şey neyse zamanla farklı hislere dönüşebiliyor. İnsanlar yanıltıcıdır hisler gibi..
Biliyor musunuz bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.