Yıldızı özellikle Türkiye’de yeni yeni parlayan Sally Rooney birçok övgüye ve belki o kadar da yergiye maruz kalan genç yazarlardan biri. Kitapları hakkında kontrast oluşturan düşünceler oldukça fazla. Peki acaba “Normal İnsanlar” gerçekten bütün çıplaklığıyla “Normal İnsanlar”ı mı anlatıyor yoksa durum bundan biraz farklı mı?
“Normal İnsanlar”a başlamadan önce kitabın bir kesim tarafından çok beğenilirken diğer bir kesim tarafından hiç güzel bulunmadığının bilincindeydim. Özellikle yurtdışında daha çok beğenilen bu kitabın Türkiye’de hatırı sayılır derecede az beğenilmesine de anlam verememiştim ve kendim okuyup bir yoruma sahip olabilmek istemiştim. The Times, Guardian, Independent, Daily Telegraph, New York Times’ın övgüler yağdırdığı bu kitaba başlarken kötü yorumlara rağmen heyecanlıydım diyebilirim yani. Ne yazık ki bütün kitap benim için bir hayal kırıklığı oldu. Kitap iki öğrenciyi ve aralarındaki garip, isim verilememiş, karışık ilişkiyi konu alıyor. En azından bana göre bu ilişki yavan bir şekilde kaleme alınmış, duygusal detaylara yer verilmemiş, betimlemeler yetersiz ve kitabın çoğunluğu diyaloglardan oluşuyor. Genel olarak edebi eksiklikler kendilerini hissettirseler de olayın gidişatı beni asıl hayal kırıklığına uğratan şey oldu çünkü diğer durumlara edebi anlamda farklı bir yaklaşım diyebilirdik belki ama kitap boyunca aynı olaylar kendini çok sık tekrarlıyor, neredeyse okur sürekli aynı olayların birkaç hafta sonra gerçekleşmiş halini okuyormuş gibi hissediyor.
Değer yargılarının insanların günlük yaşamını ve okudukları şeyleri beğenip beğenmediklerini çok etkilediğini düşünüyorum. Kitabın yurtdışında Türkiye’de gördüğünden daha fazla rağbet görmesini Türkiye’deki değer yargılarının daha farklı olmasına bağlıyorum. Yanlışım varsa lütfen düzeltin