"insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz!
ibret alınız! Yaşayan ölür, ölen fena bulur! Olacak nevse olur. Yağmur vağar, otlar biter; çocuklar doğar, annelerinin ve babalarının verini alır. Derken, hepsi ölüp gider! Hadise lerin ardı arkası kesilmez; hep birbirini kovalar. Kulak tut nuz, dikkat kesiliniz; gökte haber, yerde ibret alınacak seyler var. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıklar verden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya m dalvyorlar? Yemin ederim, yemin ederim ki Allah'r in dinde bir din vardır ki şimdi için de bulunduğunuz dinder daha sevgilidir! Ve AUah'ın gelecek bir peygamberi vardr ki gelmesi pek yakındır, Gölgesi başınızın üstüne düştü! Ne mutlu o kimseye ona iman eder: O da kendisine hidayet eyler! Yazıklar olsun, ona isyan ve muhalefet edecek bed bahta! Yazıklar olsun, ömürleri gafletle geçen ümmetlere!
insanlar! Hani va babalar, dedeler, atalar? Nerede soy Sop? Hani süslü saraylar ve mermer binalar yükselten Ad ve Semûd kavimleri? Hani ya, dünya varlğından gurur- lanıp da kavmine, 'Ben sizin en büyük Rabbiniz değil mi- vim?' diven Firavun 'la Nemrut? Onlar, zenginlikçe, kuvvet ve kudretçe sizden Sok daha üstün idiler. Ne oldular? Bu ver, onlanı değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri ylkılıp ıssız kaldı. Yerlerini yurt- anını simdi köpekler şenlendiriyor. Sakın, onlar gibi gafle- te düşmeyin, onların yolundan gitmeyin! Her şey fanidir; bâki olan ancak Allah'tır. Evvel gelip geçenlerde, bize ibret alacak sey çoktur! Ölüm bir ırmaktır. Girecek verleri fazla, ama çkacak yeri yoktur! Büyük küçük hep göçüp gidiyor! Giden geri gelmiyor! Kat'i bildim ki herkese olan, size ve bana da olacaktır:'"