İskender Pala Divan Edebiyatinin güzelliğini günümüze tasimakla görevli gibi görünen yazarlarimizdandir. Uretken yazarimiz, tarihin edebiyatin ic ice geçtiği romanlariyla taninir. Onceki kitaplarini sevip A-71 i bu sebeple okuyanlar hayal kırıklığı yasayabilir. Klasik edebiyatin hic yer almadigi roman daha cok guncel siyasi bilgiler, kuantum fiziği, tasavvuf bilgisi gerektirdiginden cok kez yarida birakilacaktir diye düşünüyorum. Ben kitabi zamanda yolculuk ve tasavvuf ilişkisinden bahsettigi ve alanim olan edebî bilim kurgu denebilinecek alana dahil olduğu için okumak istedim. Dili akıcı, sıkmayan bir roman olmuş. Sık sık Google a bakmak zorunda kalacaginiz terimler var. Cunku birkaç alakasiz görünen alan bilgilerine hakim olmayi gerektiriyor. Böyle bir kurgunun İskender Pala dan çıkabileceğini soyleseler inanmazdim. Bu noktada da cok memnunum. İyi ki el atmış komplo teorisi denebilecek noktalar olsa da okunmaya değer. Nihayetinde bir romanla bir makale ile ya da kose yazisiyla hayata bakisiniz kökten degismiyorsa korkulacak bir sey yok
Yazarin uslubunun akıcılığı ve ilginç hikayeleri yonuyle tavsiye uzerine aldigim kitabi Peruk Gibi Hüzünlü yu yarim birakmak zorunda kaldim. Rahatsız edici derecede ensest, eşcinsellik içeren hikayelerle karsilasmayi ummuyordum çünkü. Bunu daha ince bilsem baslamazdim tabiki. Konularin sadece kendisinin beni rahatsız etmesi bir yana her hikayede israrla belli başlı seylerin uzerinde durulmasi beni fazlasiyla irrite etti. Genelde sadece ima yoluyla anlatsa da tasvir edilen sahneler, hastalikli denilebilinecek betimler herkese göre değil. Seveni de vardır ama bu benim yorumum.
Peruk Gibi HüzünlüYalçın Tosun · Yapı Kredi Yayınları · 20181,114 okunma
Yazarlarimizin büyüme seruvenini anlattigi bu kitapta oykuleri de yorumlayan diger kalemlerimiz de cok değerli. Onlarin yorumunu önce okuyup sonra öyküyü okumak guzel bir deneyim gerçekten.
Yazarin ilk kitabi Sicak Kafa dan sonra Kübra yi okudum. Genelde sürprizleri seven, okuyucuyu sasirtmaktan hoslanan bir yazar olmadigi kanisindaydim. Ama Kübra'da hep zikzaklar çizdim. Bir o türlü bir bu türlü dusunerek okudum. Bu biraz da dindarliga daha yakin olmdan kaynakliydi sanırım. Ama yazarin tarafsiz ve her bir karaktere bürünerek yazdigini cok rahat söyleyebilirim. Bu anlamda dil ve anlatimi sade, yormayan bir yapida. Hatta bazen ic sesiniz gibi. Bu da samimi bir hava katıyor.
Kurguyu da cok beğendim. Kendim de bilim kurgu türüyle ilgili yazdim ve yazmaya devam edecegim icin bu acidan da kitap bende olumlu bir etki birakti. Yapay zekayi bu denli ince ayrintilarla okura izah etmek yazarin hem donanimini hem de okucuyla olusturmaya calistigi baga ne kadar onem verdigini gösteriyor.
Sonuç olarak toplumsal elstiri ve dini inanclara karşı bambaska bir bakis acisina sahip kitap bundan sonraki donemlerde daha cok ilgi görecek gibi.
Yer isimleri, hukuksal terimler gibi detayları başta fazlalik olarak görsem de anlatinlarin gercek yaşam kesitleri olduğunu düşününce bu dusuncem sonradan hak vermeye dönüştü.
Yazarin dili sade. Olaylar her zaman çok akıcı olamayabiliyor. Ama beklediginize değiyor. Öyle çarpıcı örneklerden bahsediyor ki gözleriniz doluyor.
Adaletin ve merhamet duygusunun irdelendigi bir kitap.