Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaramadığı bir insan, mutluluktan umuttan sevinçten ne anlar göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu?
SİTEM
Ben ona, sıkıntılı güz günleri içinde
Yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim
Kırmak istememiştim duygu filizlerini.
Büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu
Rüzgârımı olanca yumuşaklığıyla salmıştım üzerine
İncinmesin diye tek, acıyı bile tersyüz eden
İncelikli bir gülümsemeyle yüzümde.
Ben ona, gittikçe soğuyan zamanlarda
Sıcacık bir sığınak olayım demiştim
İnsanlar içinde üşüdükçe güvenle gelebileceği
Kuşların kanatları neden vardır?
Bir insan neden ağlar yarı yaşına gelince?
Bulutlar gökyüzünün yükü müdür süsü müdür?
Tutsağı mıdır rüzgârın, sevgilisi midir?
Konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince
Yanıtı olmayan sularda boğmak istememiştim.
Ben ona, sabah olamasam da
Dingin bir ikindiüstü olayım istemişimdir
O her şeyin usul usul durulduğu saatlerde
Gelsin, yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
Yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına
Serip üstüne yapraklarımın ağırlıksız yorganını
Dinlendireyim istemiştim, gölgemin serinliğinde
Üşütmek istememiştim.
Ben ona, sevgi bir büyük deniz
Yüzün de olmasaydı
Dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün
Günlerim neye benzerdi, ya ömrüm?
Karanlık bir mahzende soluk bir resim
Rutubet toz ve küf kokuları içinde
Eskir eskir eskirdi...