Ayşenur

Fizyonomi yani kıyafet ilmi bazı kocaman kafalıları “mankafa” olarak değerlendirir. Hakkı da vardır. Zira bu kısım kafaların içindeki beyin azdır. Dolayısıyla boş sandıktan başka bir şeye benzemezler.
Sayfa 11 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okuyor
Hayata Dair
Sina isimli okura yanıt verildi
Ayşenur
Ayşenur bazen insan mankafa olmak istiyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fizyonomi yani kıyafet ilmi bazı kocaman kafalıları “mankafa” olarak değerlendirir. Hakkı da vardır. Zira bu kısım kafaların içindeki beyin azdır. Dolayısıyla boş sandıktan başka bir şeye benzemezler.
Sayfa 11 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okuyor
Hayata Dair
Sina isimli okura yanıt verildi
Ayşenur
Ndmdmdmdmdmd yargılayamayalım ya olabilir öyle şeyler
Öyle bi düşünmekten geldi¡
Yine çokça düşündüğüm saatlerdeyim… Konumuz empati: Hani şu bazı şeyleri sadece başına geldiğinde anlayanların noksan olduğu duygu. Aslında kesince konuşamayacağım. Çünkü bu eksikliği yaşayanlarla empati yapamıyorum. Yine de bu anlamlandıramadığım insanların varlıkları hakkında konuşmak istiyorum. Bazıları var ki başlarına gelseler de anlamıyor. Bunun sebebi karşılarındaki kişilere yaşattıkları duyguları hissetmekten aciz oluşları mı, düşünebilecek kadar zeka seviyelerinin olmayışı mı yoksa kötü duygular yaşatacak kadar kişisel gelişimlerini tamamlamaktan geri kalışları mı kestiremiyorum. Diyorum ya böyleleriyle empati yapamıyorum. Bazen diyorum düşünüp sorgulayacak hissedecek kadar aklın olması büyük imtihan. Çevrende dönen her şeye karşı farkındalıklı olmak ve refleks olarak ‘empati’ yapmak; senden daha kötü durumda olanları düşünüp sahip olduklarına rağmen onlar için çabalamak, kırılır diye doğruları söylemekten geri durmak… Akıl sahibi olmak yoruyor. Bir de bakıyorsun ki çabaladığın o empati yaptığın insan umarsızca canını acıtıyor sana ne yaşattığıyla ilgilenmiyor. Ta ki başına gelene kadar ya da ona zararı dokunana kadar… Sonra tabii bu empatiden noksan olanları gördükçe yani arada akıl sahibi olmaya da şükrettiğin oluyor, biraz polyanacılık şeklinde olsa da:) “En azından gerçeklerin farkındayım, bile bile can yakmıyorum, asıl olanı görecek kadar yürekliyim, doğru olanı savunuyorum..”Diyebiliyorsun. Bunları demek dünyayı değiştiriyor mu ya da insanları? Hayır. Ama vicdanım rahat diyebiliyorsun. Peki vicdanı olmayanların olduğu bir dünyada vicdanı olanların çektiği acıyı tarif edebilecek bir şey var mı? Ve onlar varken, bizim doğrularla yaşamamız bir şeyleri değiştirecek mi dünyada?
Düşünce
Sina isimli okura yanıt verildi
Ayşenur
@SSCelik eleştirdiğim kesim %50 azalan kesim işte. Genel olarak insanlarda empati yeteneği yok alıntıda dendiği gibi. Daha çok kendi çıkarlarını gözeterek empati yapıyormuş gibi davranıyorlar. Ben de o tayfadan olmadığım için acı çeken azınlıkta kalıyorum. Malum çevre taklit yapanlarla dolu. 🥲
Düşünene çok şey ifade eden kitap…
10/10
·304 syf.··
2023 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2023 05:31
Sabahattin Ali’yi okumaya başlamadan önce çokça duydum. Beni kendisini okumaya çeken daha çok hayat hikayesi ve ölüm şekli oldu. Önceleri batı ve rus klasiklerini okumaya çaba göstersem de ilk psikolojik roman olan “Eylül” kitabı ve daha sonraları okuduğum Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” kitabı beni edebiyat dünyamızın zengin olduğu konusunda bilinçlendirdi. Bu şekilde Türk edebiyat dünyasına açıldım. Sabahattin Ali’yle ilk olarak “Kuyucaklı Yusuf” sayesinde tanıştım. Anadolu’nun görünmeyen yüzünü ve çizilen ahlak, gelenek portesinin aksine bir yaşantıyı sürdürdüğünü edebi üslubuyla, defalarca kendimizi bulabileceğimiz iç dünya yansıtmalarıyla bizlere aktarmış. Uzun bir roman olmasına rağmen uyumadan, tek solukta okuduğumu hatırlıyorum. Bu sayede yazarın diğer kitaplarını da kesinlikle okumam gerektiği kanısına varmıştım. Her okuduğum romanı uzun soluklu etkiler bıraktı ve tek çırpıda okuma isteği yaşattı. Ve yine çok farklı duyguları aynı anda yaşadığım; yazar hakkında, ülkem hakkında, aşk hakkında, yaşam hakkında derken birçok konuda düşündüren kitabı “İçimizdeki Şeytan” Yer yer ana karakterlerde kendimden bir şeyleri görsem de kendimi en çok Macide karakterinde buldum. Macide’nin yaşadığı acı durumları göğüslemeye çalışırken bir yandan da kendisine yapılan haksızlıklara, sessiz kalmak istemese de gerçekleşebilecek tüm ihtimalleri düşünerek olumsuzlukların, kalp kırıklıklarının yaşanmaması için tepkilerini bir nebze içinde yaşayışı ve maruz kaldığı haksızlıklara karşı haykırma isteğini bastırması kendi yaşadığım duyguları hatırlattı. Çevredeki insanların eğlence anlayışı ve kendini yüksek zümreden gösterme çabasıyla bulundukları sahteliğin iğreti duruşunu izleyerek kendisini yalnız hissedişi yine yaşanmış hislerimdendi. Kitabın başından beri içime sinmeyen
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019208,7bin okunma
Sina isimli okura yanıt verildi
Ayşenur
Aslında vurgu yapmak istediğim kısım;kendini geliştirmemiş ve geliştirme çabasına da girmeyen, okuduğuyla bile cahilliğini geliştiren zeka olarak düşük seviye, at gözlüklü insanların; kendini geliştirip yükselten, emek veren insanların hayatına, başarılarına karşı kıskanç ve fesat duygularla balta vurmak istedikleri için kendileri gibi düşük seviyede olup hak etmediği noktalara gelerek diktatör kimlikle halkın okumuş kesimine köle muamelesi yapan yöneticilerin göklere çıkarılması. Ne kadar bu kimseler konuştuğunda zeki izlenimi verse de aslında “aptal” kişilerin hayret verici kurnazlık becerisinden öte bir şey değil. İnanın o kadar düşük seviye insanlar var ki fitne söz konusu olduğunda nasıl bu kadar detaylı ve kapsamlı düşündüklerini anlamlandıramazdım daha sonraları bunun düşük seviye insanlara özel bir meziyet olduğunu gördüm. Ama dediğiniz gibi olanlar da var. İkisi de çokça yaşandığından ayırt etmek bizim gibi iyi niyetli kimseler için zorlaşıyor.