Ayşe

Ayşe
@Aysesimsekk
Türkçem, benim ses bayrağım!
Haber Prodüktörü
93 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
10/10
·224 syf.··
2020 6. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 11:41
AÇLIK DİLSİZ DÜŞMANDIR “Felâket yedi kardeştir.” der bir Kazak atasözü. İnsanın başına istemediği bir şey geldiği zaman peşinden ardı arkası kesilmeyen felâketler de gelir. Açlık, bu felâketlerin en kötülerindendir. İnsanlar, tarihin her döneminde salgınlara, kıtlığa, depreme, doğal afetlere vb. pek çok kötü olaylara maruz kalmışlardır. Kazakistan’da 1929-1933 yılları arasında yaşanan kıtlık, insanların yaşayabilmek için nasıl mücadele ettiğinin en önemli örneklerindendir. Varlık içinde yokluk, yokluk içinde açlık, açlık içinde ölüm… Kötünün yükseldiği iyinin alçaldığı yıllar... İnsanların ellerindeki hayvanlar alınıp hakları verilmedi, açlığa, ölüme terk edildiler. Hayvanları kesip tonlarca eti kokutup halka bir lokma dahi vermediler. Halk açlıktan ne yapacağını bilmiyordu. Bir süre ellerindekiler ile idare etmeye çalıştılar fakat kötüler durur mu? Halkın elindeki bir lokma una, darıya, buğdaya göz diktiler. Kazak halkı göz göre göre ölüyordu… Çayın Türk milleti için önemli bir yeri vardır. Kazak halkı o dönemde, daha önce çay koydukları bezleri kaynatıp kaynatıp suyunu içiyordu. Çünkü kokusu bile yetiyordu. Halkın elinde o kadar yiyecek yoktu ki çevrelerinde hangi hayvanı bulsalar yemek zorunda kalıyorlardı: Fare, böcek, kuş… #Kazakistan #Zulüm
Kazakistan’da Kızıl Kıtlık (1929-1933)Vahit Türk · Bilge Kültür Sanat · 201625 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2019 27. kitabı
Zaman zaman gözlerimin dolduğu ve iç çekerek okuduğum muazzam bir kitap. SSCB'nin Türklere neler yaptığının yazıya dökülmüş hâlidir. Rejimin Türklere getirdiği zulümler, acılar, cinayetler.... 2 KASIM 1943/ Stalin'in emriyle 70.000'i aşkın Karaçay Türk'ü evlerinden alınarak sürüldü... SSCB lideri Stalin Kafkas halklarından olan Karaçay Türklerinin tamamını Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesi ile 2 Kasım 1943’ten itibaren Orta Asya ülkelerine sürgün etti. Karaçay Türkleri SSCB’nin ilk sürgün ettiği topluluk oldu. Sürgünde hayatını kaybeden soydaşlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyorum... " Umut beslenilen bir rejimin iflâsı... Ona bel bağlayan karın hayal kırıklıkları... Düzeni yerleştirmek uğruna işlenen cinayetler. Ezilen, horlanan insanlar. Ayaklar altına alınan insan haysiyeti... 2 Kasım 1943'te yerlerinden, yurtlarından sürülen, akıl almaz haksızlıklara, zulümlere uğrayan; acılara, sıkıntılara, yokluklar göğüs geren insanların metanet, sabrı ve çektiği çileler... Tam 14 yıllık bir sürgü hayatı... Kısacası "İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç" Karaçay Türk'ünün dramı!... " -Halimat Bayramuk #KaraçayMalkar #i̇kikasımbindokuzyüzkırküç
İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk ÜçHalimat Bayramuk · Ötüken Neşriyat · 2014117 okunma
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2018 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2018 09:00
Cengiz Aytmatov’un Nihal Atsız hakkında “Bozkırda doğmuş olan ben bile, bozkır hayatını, hiç bozkır görmemiş Hüseyin Nihâl Atsız kadar canlı anlatamazdım.” sözü bile Nihal Atsız’ın bu kitabını övmek için bir neden aslında. Bozkurtların her satırını, her sayfasını okudukça ata topraklarına duyulan hasret artıyor. Hayallerinizde kurduğunuz ata topraklarına bir an evvel gitme arzunuz artıyor, artıyor... Bozkırıma gitsem de bir otağ kurup yaşasam, atımla gezintiye çıksam, kuş, geyik avlasam, bozkırımın esen o tılsımlı rüzgarı yüzüme çarpsa... Kitabı okurken okumadım, yaşadım. Hayallerimi gördüm, hissettim, kokladım, onlara dokundum... Sayfaları çevirdikçe kâh Yamtar olup doymak bilmedim, kâh Gök Börü olup görmesem de hissettim, kâh Ay Hanım olup Urungu'ya gönlümü kaptırdım, kâh Urungu olup tegin olduğumu herkesten gizledim. İşbara Alp oldum, yağıya korku saldım. Yüzbaşı Sançar oldum, ciddiliğimi asla bozmadım ama yeri geldiğinde de kahkaha atmaktan kendimi alamadım. Yumru oldum. Yağmur oldum. Üç Oğul oldum. Kür Şad ve kırk arkadaşı oldum. Hepsinde de Türk olmanın bilincindeydim. Kür Şad olabilir miydim, onun kadar inançlı mıydım? Evet, Kür Şad olabilirdim, oldum. Kür Şad kadar Türk milletinin yeniden şaha kalkacağına inanıyordum. Attığım her ok Türk milletinin yeniden dirilmesi içindi. Bögü Alp kadar biliyordum ki Türk milleti ayaklanacaktı. Bodunun kurtulacağına, bin üç yüz yıllık ölümden sonra dirileceğimize, acunun batımına kadar adlarının gönüllerde kalacağına Bögü Alp kadar emindim. Kutluk Şad ile Türk milletini ayaklandırdık. Bilge Tonyukuk'un yanında milletime zarar gelmemesi için bilgeliğimi konuşturdum. Urungu olup âşık oldum. Taçam olup konuşamadım. Ama en önemlisi Türk olmanının gururunu, mutluluğunu damarlarımdaki her kana kadad hissettim. Ve...
Edebiyat
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma