Böylesi güçlü bir kitabı yorumlamak elbette zor olacak çünkü kitabın son sayfasında içsel bir hesaplaşmaya girmemek mümkün değil. Ama bende bıraktığı etkiyi unutmamak için bana hissettirdiklerini yazmak istiyorum.
Selim Pusat adlı karakterin maceralarını anlatan bir kitap. Macera derken öyle heyecanla yaşadığı anlar değil; her biri kendi nefsi ile mücadele eden maceralar. Pusat yaşamın amacını askerlikte bulan bir subay. Ama bir gün düşüncelerini ifade ettiği için arkadaşı Şeref’le askeriyeden atılıp 3 yıl cezaevinde kalan bir asker. Aynı zamanda eşi Ayşe Pusat’ta öğretmenlik görevini yerine getirirken eşi Selim Pusat’ın düşünceleri sebebiyle görevinden atılan bir kadın. Burdan sonrası ise Selim Pusat’ın hayatında önemli yerleri olan üç kadın arasında gidip geliyor; Ayşe, Leyla ve Güntülü. Romanı sadece aşk romanı olarak görmek imkansız çünkü Selim Pusat’ın içsel hesaplaşmaları öyle derin işlenmiş ki eser gerçekten yaşanmış mı yoksa hepsi hayal mi ayırt etmek çok zor. Kitabı bitirdiğimde ise aklımda kalan mısralar dilime dolanıyor;
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zülmun ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!