Adının neden Kumru ile Kumru olduğunu öğrendikten sonra boğazımda bir yumru hissettiğim kitaptan bahsedeceğim. Maalesef oldukça hüzünlü bir mazisi varmış kitabın. Aslında bildiğimiz, Türk filmlerinden alışık olduğumuz gibi başlıyor kitap. Kumru köyünce kocaman bir gökyüzüne, annesine, Meryem ebesine sahipken başlık parası ile evlendirilerek İstanbul’da kapıcılık yapan Pehlivan’la yaşamaya başlıyor. Aynı zamanda da gündeliğe giderek evlerde gördüğü modernliği hayatına uydurmaya, bunu yaparken de kendine yabancılaşmaya başlıyor. Kitapta en çok Kumru’nun Tuna Hanım’da gördüğü buzdolabı ve gördüğü ilk andan beri buzdolabına hayranlığı, tutkusu hatta belki köleliği yer alıyor. Ve böylece kitabın vermek istediği mesaj ortaya çıkıyor; nesneye olan bağımlılık. Pek çoğumuz tüketim çılgınlığı içinde yaşarken bunun bizde yarattığı etkileri öylesine gözümüzün önüne sermiş ki Tahsin Yücel; kitaba başladığımda hissettiğim o koca yumru hala boğazımda.
Kumru ile KumruTahsin Yücel · Can Yayınları · 20231,920 okunma
Psikiyatrist olan Doktor Samimi Beş Sevim Apartmanı'nın giriş katında oturan ve diğer katlara da kendisiyle benzer cinlere sahip kişileri yerleştiren biri. Bunun yanında Doktor Samimi ailesinden özellikle de annesinden sevgi, ilgi görmemiş hatta terk edilmiş bir çocukluk geçirmiş. Kitapta her bir katta yaşayan kişilerin hayat hikayelerini de sırasıyla anlatan ve bunları cin ve perileri de işin içine katan Samimi'nin günlükleri de yer alıyor. Her birinin hikayesi üzerine saatlerce konuşulabilir çünkü maalesef konu yine cinayet, travma, cinsiyet karmaşası, cinnet, çocuk istismarı... Mine Söğüt yine beni hikayeleriyle bu kitabında fazlasıyla sarstı..