Cesur
Yeni Dünya’da Huxley, her ne kadar yüzlerce yıl sonrasının dünyasını tasvir
ediyor gibi görünse de, aslında bugünün de dünyasını çok çarpıcı bir “dünya
modeli” ile gözler önüne sermektedir. Yazar insanlığın dikkatini çekerek
uyarmaya çalışmıştır. Genellikle Huxley’nin dikkat çektiği “Dünya Devleti” tıpatıp Amerika’yı işaret ederken,
insanoğlunun içinde taşıdığı bencillik ve özgürlüğe karşı denetim tutkusu
potansiyeli itibariyle –küresel ısınmanın eşiğindeki dünyada, insanoğlunu nasıl
bir kader beklediği belirsizliğine rağmen– gelecek yüzyıllarda başka Amerikaların
da boy vermesi elbette kaçınılmazdır. Yani Amerika, günümüz dünyası için sadece
bir rol modeldir ve bahsedilen potansiyelin önderliğini yürütmektedir.
Eski düzene alışmış, insani duyguları, inancı, aile kavramı ve sevgisi olan John bu duruma uyum sağlayamaz. Sonunda deniz fenerinde izole bir şekilde yaşamak için kaçana kadar topluma karşı gittikçe daha fazla sinirlenir. Bir süreliğine muhabirlerden ve turistlerden uzak durabilse de eninde sonunda onu bulacaklardır.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Harper Lee; ırkçılık, adalet, aile ve önyargı gibi birçok kavramı derin bir biçimde kalbinize işliyor. Yaşınız kaç olursa olsun, eseri okurken hepiniz bir çocuk oluyorsunuz. 9 yaşındaki kız çocuğu Scout’un anlatımıyla şekillenen bu kitap, dünyayı tamamen küçüklerin gözünden görmemizi sağlıyor
“İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”
Elbette saksağanı öldürmek de bülbülü öldürmek kadar günahtır. Ancak bu cümlenin vuruculuğu kitabın sonunda Scout’un “bülbülü öldürmek” ile ilişkilendirdiği adalet ve vicdan kavramlarında gerçek değeri ulaşır. Bülbül, masumiyettir, yüreklerimizdeki vicdandır, eşitlik ve adalettir.
Hayatın içindeki kitapların yerini anlatıyor.Daha çok duyguların yerini desek daha iyi olur çünkü duygularımız giderse geriye sadece bizden bir robot kalır.