Cinsel sevginin kendine özgü yapısı, onun yanlış anlaşılmasına yol açar, sahip olma isteğinden doğan bir ilgi anlamı verilmesine neden olur. Birbirine "aşık", kendileri dışında başkasına hiçbir sevgi duymayan iki insana sıkça rastlanır. Bunların sevgisi gerçekte iki kişilik bencilliktir. Onlar kendilerini karşılıklı aynılaştıran iki insandır. Ayrı olma sorununu, tek kişi olmayı iki kişi yaşayarak çözümlerler. Yalnızlığın üstesinden gelmeyi başarabilirler. Ne var ki diğer insanlardan ayrı oldukları için birbirlerinden de ayrıdırlar ve kendilerine yabancılaşırlar, bir olma deneyi boş bir hayaldir. Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine "Seni Seviyorum" diyebiliyorsam, "Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum" da diyebilmeliyim.
Çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının çiçekleri sulamayi unuttuğunu görürsek, onun çiçek sevgisine inanmayız. Sevgi, sevdigimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz etken ilgidir. Bu etken ilginin bulunmadığı yerde sevgi yoktur.
Iki insan, ancak kendi değişim değerlerinin sınırlarını da hesaba katarak, piyasadaki en kullanışlı nesneyi bulduklarını hissettikleri an birbirlerine aşık olurlar. Sık sık sanki gerçek bir mülk alıyormuşcasına, geliştirilebilecek gizli potansiyeller de bu pazarlıkta rol oynar. Tüm yonelimlerin merkezini pazarın oluşturduğu, maddi başarıların en önemli değer olduğu bir uygarlıkta, insanlar arası sevgi ilişkilerinin de meta ve emek pazarını yöneten aynı değişim yolunu izlemesine çok da şaşmamalı.